Âharlanmak ister gönlümün kâğıdı,
Adını yazarken dağılmasın mürekkep.
Nice söz karaladım kendime dair;
Sana gelince elim titredi hep.
Ey sabrın ipliğini tutan mücellit,
Topla rüzgâra verdiğim yaprakları.
Bir ömrü yeniden dik usul usul;
Dışarıda kalmasın çocukluk sayfaları.
Simin bir aydınlık vurmuştu cama,
Sen yorgun bir mihman, ben suskun bir ev.
Ne geliş sebebini sordum o akşam
Ne de saatlere uzandı elim.
Bir peykân bıraktı bakışın içimde,
Çeksem hatıran kanar, kalsa ben.
O günden beri hangi söze dokunsam
Bir sızı yürür parmak uçlarımdan.
“İncitme,” demiştin bir akşam vakti;
O söz bir mengüş oldu kulağımda.
Aşkı mücerret bir hayal sanırdım,
Ekmek bölüşürken gördüm sofranda.
İçimde sevmeye bir istidat varmış,
Üstünü korkuyla örtmüşüm yıllarca.
Bir çerağçı gibi eğildin gönlüme,
Elini siper ettin titrek alevime.
Sonra uzlet düştü bana, sen gittin;
Bir tas, bir iskemle, yarım kalmış yazı.
Kimsenin duymadığı o uzun gecede
İlk defa işittim kendi itirazımı.
“Kal,” diyen bendim, kapıyı örten ben;
Hem yolunu bekledim hem saklandım.
Senin ardından tuttuğum her sayfada
Kendi elimle çizdiğim sınıra rastladım.
Şimdi açık durur pencere, defter;
Rüzgâr çevirir de kızmam sayfalara.
Bir gün yeniden mihman olursan bana,
Bu defa susuşumu bırakmam aramıza.
Emrî der: Adımı yazma kapağa;
Beni, sevdiğim yerden aç da oku.
Kayıt Tarihi : 12.10.2026 17:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!