Bardak, bardak içilen çaylardan sonra, güneşin hafif hafif kaybolması… Gökyüzü görebildiğimiz kadar mavi, yeryüzü duyabildiğimiz kadar sesli…
Ben kaybolmuştum eski, dar sokaklarda bir zamanlar.
Parmaklarıyla oyun oynayan çocuklar vardı. Oyuncaksız. Belki bende oynamışımdır. Belki de hiç oynamamışımdır. Sevmişimdir bakışları kuyu gibi bir kızı.
Ben kaybolmuştum eski, dar sokaklarda bir zamanlar.
Fakat kaybolduğun yer, senin memleketindir. ‘Kaybolmak’ kelimesi ne işe yaramaz bir kelime. İnsan kaybolmaz, yer değiştirir. Kim bilebilir ki kaybolduğunu ya da olmadığını.
Gökyüzü kahverengileşmişti. Son uçuşlarını yapan kuşlar, mavilikleri topluyordu bir sonraki güne…
Göçmüştüm, yerleşmiştim o yerlere…
Kan ter içinde gece
Kan ter içinde her yanım
Her yanım bu gece vurgun içinde
Kurşun yemişim, sürgün yemişim
Bu sana ilk gelişim
Vur emriyle düşmüşüm kapına
Devamını Oku
Kan ter içinde her yanım
Her yanım bu gece vurgun içinde
Kurşun yemişim, sürgün yemişim
Bu sana ilk gelişim
Vur emriyle düşmüşüm kapına




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta