Masalcıya
Emir kiplerini artı sonsuz gelecek zamanla çarptım, üzerine lâhur bir kaftan gibi giydirdim.Çatlak dudağının ıslığını her adıma yapıştırdım.Adım câvidan benim; gitmeyeceksin.
Sana yasak gülün dalı, engerek yılanı, kazıdım tüm sözlüklerden gayyaya attım.Sarı tüylü bir serçe büyüttüm elimle.Kanadıyla gökyüzünü toplayışını görmeden, adım mavera benim, gitmeyeceksin.
Daha çok ağaç büyütmedin.Bahçende köşe köşe açan mineleri fark etmedin.Arka kapında kundağında ağlayanı bin kez sevmedin.Adım ebedî benim, gitmeyeceksin.
Ne saatlerin dönmesi durdu, ne güneşin gülmesi.Hâlâ akıyor nehirler denize doğru, yaz bulutları sana.Çocuklar doğmayı bitirmedi ki. Yollar sana gelmeyi.Daha yağmayan yağmurlar var, esmeyen rüzgâr.Adım arraf benim, gitmeyeceksin.
Dağların mor sümbülü ayaklarına takılmış, notanın en güzeli parmaklarına.Kervan kervan dökülüyor mısraların vahasızlara.Sahrayı geçemedi insanlık, adım istib’at benim gitmeyeceksin.
Maviyi henüz çıkarmadık kirli çıkılardan, yastık altlarından. İlkler peydahlayan tangolar henüz keşfedilmedi.Kırkıncı odalar açılmadı, kum saatleri icat edilmedi.Adım ebedâ benim, gitmeyeceksin.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




şiirlerini, düz yazı formatında yazıyorsun. bunun bir sebebi var mı? fakat hepsinde bir mesaj var. dolu dolu bir fikir adamısın! sevgilerimi sunuyorum. bu da 10 puan.
''Maviyi henüz çıkarmadık kirli çıkılardan ,yastık altlarından. Çok değişik bir tarzınız var ama zevkle okudum anlatımınız harika.Kutluyorum sizi.Yürğinize sağlık
Daha binlerce ebemkuşağını beline dolayacaksın, gecenin tenini soluyacaksın.Ellerim var, çok yad ellerim, asla bırakmayacaksın.Korlu dağlara kar yakışmaz a şaşkın, güvendiğim dağlara yağmayacaksın.Bütün memnûları kapına yığdım.Adım senakâr benim, gitmeyeceksin.
analtımı mükemmel,,kutluyorum yüreğinizi,,tebrikler,,
konu ve kurgu harika...dili oldukça etkili kullanmışınız ...biraz estetiksel yönü zayıf...tebrikler
yüreğiinze sağlık...
güçlü kaleminiz daim olsun.....
Daha çok ağaç büyütmedin.Bahçende köşe köşe açan mineleri fark etmedin.Arka kapında kundağında ağlayanı bin kez sevmedin.Adım ebedî benim, gitmeyeceksin.
Bence de gitmemeli Üstadem.Gidenin adı alçak olsun.Yüreğine sağlık.Saygılar.
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta