Artık ne devrilen saksıların telaşı var evde,
ne mutfaktan taşan o kahkahalı buhar.
Çaydanlığın dili tutulmuş,
pencere pervazında toz birikiyor yavaş yavaş.
Saat konuşuyor yalnızca.
Tık.
Bir eksiliş daha.
Tık.
Biraz daha uzaklaşma.
Ekranın solgun ışığı vuruyor duvarlara,
geceyi mavi bir yalan gibi bölüyor.
İnsan bazen bir evde değil de
kendi içinin enkazında yaşıyor.
Gitmelerin sancısı,
kalmaların bedelini ödüyor şimdi.
Çünkü kalmak;
her gün aynı boşluğa uyanmak demek,
aynı bardaktan eksik bir yudum içmek,
aynı sandalyeye bakıp
orada olmayanı düşünmek demek.
Giden belki bir kapıyı kapatır sadece,
ama kalan
o kapının arkasındaki bütün sessizliği taşır.
Ve sessizlik,
en ağır eşyadır bir evde.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 15:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!