Baba, sen gittikten sonra dünya sanki ağır bir kapı gibi kapandı yüzüme,
sokaklar aynı sokaklar ama yürüdüğüm yolların sesi değişti,
çünkü insan bazen bir gölgenin eksikliğini bile yıllarca hissedermiş
ve ben her akşam eve dönerken fark ediyorum ki
bir ev, içinde babanın nefesi yoksa yalnızca duvarlardan ibaretmiş.
Baba, senin suskunluğunda bile bir güven vardı eskiden,
omuzların sanki dünyanın bütün fırtınalarını durdurabilecek kadar genişti,
ben küçücük kalbimle hayatın sert rüzgârlarından korkarken
sen tek bir bakışla göğsüme cesaret bırakırdın,
meğer insan en çok o bakışı kaybedince büyürmüş.
Baba, şimdi geceler çok uzun geliyor bana,
yıldızlar bile eskisi kadar parlak görünmüyor gözüme,
çünkü insan sevdiği birini toprağa emanet edince
gökyüzünün rengi bile değişiyor iç dünyasında
ve hatıralar, kalbin içinde ağır ağır dolaşan bir rüzgâra dönüşüyor.
Baba, sana söyleyemediğim cümleler kaldı içimde,
bir teşekkür, bir sarılış, bir de çocukça bir “gitme” isteği,
ama insan bazı duyguları hep yarım bırakır hayatta
ve yıllar sonra anlar ki
en çok içini acıtan şey, söylenmemiş sözlerin sessizliğidir.
Baba, senin öğrettiğin o dimdik duruşu hatırlıyorum şimdi,
hayatın karşısında eğilmeyen bir ağaç gibi durmayı,
haksızlık karşısında susmamayı,
düştüğümde yeniden kalkmayı
ve insan kalbinin kırıldığı yerde bile yürümeye devam etmeyi.
Baba, bazen eski bir fotoğrafın karşısında uzun süre kalıyorum,
yüzündeki o yorgun ama merhametli gülüşe bakarken
zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum,
çünkü bazı insanlar bu dünyadan gitse bile
kalbin içinde yaşayan bir hatıraya dönüşür.
Baba, eğer bir gün rüzgâr adını kulağıma getirirse
bil ki oğlun hâlâ senin öğrettiğin yolda yürümeye çalışıyor,
her düşüşte ayağa kalkarken seni hatırlıyor,
ve her dua ettiğinde içinden aynı cümle geçiyor:
“Allah’ım… babamın bana bıraktığı o temiz yüreği kaybetmeden yaşayayım.”
Baba, bu dünya bazen çok yoruyor insanı,
kalabalıkların ortasında bile insan kendini eksik hissedebiliyor,
çünkü bir babanın yokluğu
insanın omzundan eksilen bir el gibi kalıyor hayat boyunca
ve o boşluk hiçbir şeyle tam olarak dolmuyor.
Ve şimdi gece ağır ağır inerken yeryüzüne
ben yine sana doğru konuşuyorum içimin derinliğinden,
çünkü bir evlat ne kadar yaş alırsa alsın
kalbinin en kırılgan yerinde hep aynı özlem büyür:
“Baba… keşke bir kez daha sesimi duysan.”
Kayıt Tarihi : 14.3.2026 20:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!