Gel…
ama bir ömrü ayağa kaldırır bazen.
Gel…
Yollar küsmüş bana,
geceler adımı unutmuş,
sabahlar yarım bırakıyor cümlelerimi.
Bir tek sen tamamlarsın eksik kalan yerlerimi.
Gel…
Bu şehir ağır geliyor artık,
duvarları sır tutmuyor,
pencereleri umut sızdırmıyor.
Sokak lambaları bile
yalnızlığı benden öğrenmiş gibi yanıyor.
Gel…
Bak, masamda soğumuş bir çay,
içinde söyleyemediklerim var.
Kül tablasında yarım bir sigara,
adı konmamış vedaların dumanı.
Saat durmuş,
zaman sensizliğe küsmüş.
Gel…
Ben çok güçlü durdum herkesin önünde,
ama geceleri yenildim kendime.
Gururumla sardım yaralarımı,
adı aşk olan her acıyı
susarak taşıdım.
Gel…
İnandığım her şey biraz eksildi,
insanlar çoğaldı ama dostluk azaldı.
Ben yine de seni
en saf yerimde sakladım,
kimseye göstermedim.
Gel…
Bir kelimeyle değil,
bir ömürlük niyetle gel.
Kapıyı çalarken tereddüt etme,
çünkü ben seni
çoktan affettim.
Gel…
Yağmur gibi gel,
kirlerimi al,
kırıklarımı yıka.
Rüzgâr gibi gel,
üstümde kalan geçmişi savur.
Gel…
Beni yeniden sevmeye değil,
yeniden inanmaya gel.
Çünkü ben hâlâ
bir “gel” ile
hayata tutunacak kadar
yaralıyım…
Hamit Atay
Kayıt Tarihi : 8.3.2026 13:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!