Bir yıldız düştü gökten, Nihal'in göğsüne,
Sinesi bir ateş oldu, yandı kül olmadan.
Dedim: "Bu nasıl sırdır, ten mi yoksa can mı?"
Dedi: "İkisi de değil, ikisinin arası."
Elif gibi doğruldu gece yarısında,
Varlığım ince bir sızıyla yokluğa karıştı.
O konuştukça dudaklarında güller açtı,
Her kelam bir iksirdi, can verdi ölüme inat.
"Gel" dedi, "bu yol uzundur, menzili vuslat,
Katrede deryayı görmek istersen eğer.
Korkarım" dedim, "ben bir hiçim, yokluktanım,
Dedi: "Hiçlik en büyük aynadır, her şeyi gösterir."
Geceye düştü adı, Nihal, Nihal, Nihal,
Üç hece, üç ateş, üç can, üç damla kan.
Her hecede bir alem, her alemde bir sır,
Her sırda kayboluşun gizli fermanı.
Bir gül uzattı bana, dikeni batmadı,
"Bu aşkın nişanıdır" dedi, "al da sakla."
Kanadı parmağım, damla yere düşmedi,
Göğe yükseldi, yıldız oldu, geceye takıldı.
"Beni bende ara" dedi, "benden öte değil,
Kırık bir testiyim ben, su sızdırır her yanım.
Doldursan da boşum, boş bıraksan da dolu,
Her hâlim bir başka mana, her yanım bir perde."
Dedim: "Bu ne haldir Nihal, tende can mı sızlar?"
Güldü, gülüşünde bin yıllık sırlar titreşti:
"Ten dediğin bir gömlektir, can ise içindeki rüzgâr,
Aşk ise o rüzgârın ateşle imtihanı."
Sabah oldu, kayboldu Nihal'in hayali,
Bir tüy kaldı yastıkta, bir de tenimde sızı.
Anladım ki her gece yeniden doğarmış âşık,
Her seher bir ölüm, her ölüm bir diriliş.
Şimdi sorarlarsa size: "Gördün mü Nihal'i?"
De ki: "Görünmez gözle görülen bir cemaldi.
Söz ile anlatılmaz, ses ile duyulmaz,
Ancak yüreğin yandığında anlaşılan bir haldi."
Varsın adım unutulsun, kalsın Nihal'in adı,
Aşk onunla başladı, onunla son bulacak.
Her seven onu arar kendi içinde,
Her âşık Nihal'dir aslında, her Nihal bir âşık.
Kayıt Tarihi : 21.2.2026 20:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!