FUTBOL ŞİİRLERİ

FUTBOL ŞİİRLERİ

Ulvi Koçu

onlar gülecek rengine tenimizin
formasız üstlerimizle alay edecekler
yırtık ayakkabı, ayakkabısız ayak
toprak saha, eskimiş futbol topu
yaralı gülüşler, aldanmış gözler
siyaha çalan renkler...

..

Devamını Oku
İbrahim Faik Bayav

-Eskiden ne idi? ..-
Minare, camilerde, tırmanılan yer idi.
Vakti, uzaktakine, duyurulan yer idi.
Yüzyıllar böyle geçti; böyle imaj bıraktı;
Rabb'e secde etmeye çağırılan yer idi.


..

Devamını Oku
İbrahim Faik Bayav

-Takımlarda ne eksik? -
Çeşit çeşit takımı, sahalara sürelim!
Elbet biri kazanır, oynasınlar görelim!
Amigo devri bitmiş; heyecanlar kesilmiş!
Duayla gol attıran imamlar isteyelim!


..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Savaş Ve Araçlar

Savaşlar, genellikle “Alan” egemenliği kurmak için yapılır! Bu alan, tüm evreni kapsayacak kadar genişletilmek istenir! Yani ilk egemenlik, kişinin kendi yaşadığı toplumda başlar ve bunu genişletebildiği kadar genişletmek ister. Kişi, öğretisi ile tüm Dünya’ya hakim olabilir ise sırada evren vardır! “Alan hakimiyeti” konusunu genişletelim; bu alan, bir futbol taraftarlığı da olabilir, basit bir derneğin ele geçirilmesi de olabilir hatta bir kahvedeki insanlara hükmeden bir kişi de bu amacı hedefleyebilir; köy ağalarının hakimiyet alanı, o köy ve içindekiler! Bu alan, siyasal alan da olabilir, din, dil, ırk veya ideolojik alanda olabilir! Yazıda “Alan” geçtiğinde bunların tamamını düşünelim! Zaten Dünya’da bile göreceli olarak büyük bir hakimiyet kurulduğunda “İlah” iddiası güden Firavunlar olmuş, olacak! Dikkat ettiniz mi? Alan hakimiyeti sağlamayı kişiler istiyor ve bunu toplumlara yaptırıyor! Yani tüm evrene hakim olmayı toplumlar istemez, kişiler ister; toplumlar, bunu yapmanın aracı olur!

Neden toplumlar, bir kişinin veya yine bir kişiden çıkan öğretinin savaşçıları olur?
Cevap: İnsanların çoğu menfaatçidir! Menfaatlerinin güdümünde yaşarlar! Menfaat gördükleri kişi veya bir kişinin öğretisinin etrafında kümelenirler! İşte bu eğilimleri onların yönetilmesini ve yönlendirilmesini kolaylaştırır! Bir kişi ya da öğretisinin savaşçısı olarak menfaat elde etmeyi umar ve bazı da buna ulaşır! Aradığını bulamayanlar, saf değiştirir; bulanlar, daha da ileri derecede menfaatlerini sağlayan kişi veya öğreti için savaşırlar!

..

Devamını Oku
Kürşat Çek

Çocukluğumun şarkısı geldi kulağıma. Yıkılmış gibi oldum, bu çok başkaydı bu çok fazla etki yarattı.. Zaman makinesi denen şey tamamen beynimiz. Gitti çocukluğumdan bir hatıraya bıraktı beni. Sanki dışarıdan ''hadi gel maç yapıyoruz oğlum''diyecekler gibi arkadaşlarım. ''Tamam lan geliyorum patlamayın bekleyin 5 dakika'' diyecekmişim gibi oluyorum. Maç yaparken hep forvet oynardım asıl mevkim orasıydı, yeri geliyordu kaleci oyuncu oluyordum, yeri geliyor tek başıma defans yapıyordum. Benim oynadığım takımdan olmak isterdi en iyi arkadaşlarım. O yoksa bende yokum misali, saatlerce maç yapardık, kolasına olurdu. Yenen de yenilen de para katışır kola alırdık oturur içerdik. O maçları yaparken de hep korkardık, huysuz bir amca vardı her mahallede olduğu gibi, topumuzu keserdi oynamamıza izin vermezdi.Hiç vazgeçmedik oynamaktan. öyle de inatçıydık, mahalle maçları en güzel maçlarımızdı. Bizim mahallede,rakibin mahallesinde oynardık..Eve gittiğimde annem ''şuna bak yine terlemiş'' deyip atletimi değiştirdi. Hep tozdu pantolonum, hep daha yeni giydirdim yine kirletmişsin derdi. Ama hiç umursamazdım top oynamayı o kadar çok seviyordum ki en büyük hayalimdi futbolcu olmaktı, kaderim de yokmuş olamadık, ama en güzel hayalim olarak kalmaya devam etti..İlkokula ilk başladığım gün aklımdan hiç çıkmaz, bütün çocuklar ağlardı annesinden ayrılmamak için ben özellikle anneme git anne dedim, bakın ben büyüğüm sizin gibi ağlamıyorum der gibi. Sonra sonra arkadaşlarımla kaynaşmıştım, 10 dakikalık tenefüste top bulamadığımızda kola kutusuyla oynardık, o kutu o an öyle güzeldiki dünyanın en iyi futbol topu gibiydi bizim için. Peşinden bütün gücümle koşardım, her vurduğumda aklıma babamın ''oğlum bunu uzun giy,yırtma'' dediği gelirdi, her vurduğumda onu düşünürdüm ama kendime engel olamazdım..Aşı olduğumuz zaman ilk önce ben vurunmuştum, cesurdum korkmadığımı göstermiştim, annemler gururlansın istedim. Sırf ''Aferin benim oğluma'' desinler diye.. Az başkalarının bahçesine girip meyve yemedik. çıkmayı pek beceremezdim, ağacın en üstüne kadar çıkan arkadaşlarım vardı, kendisi yemez bize toplardı. Öyle masummuşuz ki şimdi farkına varıyorum.Çocukluğumun en kötü anısı belkide daldan kopardığım meyveyi yıkarken elimi arı sokmasıydı, çok ağlamıştım. Düştüğümde dizimi az kanatmadım, tabi kol dirseğimi de..En büyük acı bunlardı o zaman..Tasolarımız vardı, hep ütüldüm, hiç misket oynamayı beceremedim.Salıncakta sallanmayı da beceremezdim tek başıma, illa birisinin yardımı olacaktı sallayacaktı beni..Akşam ezanı ne zaman okunsun kendimi eve gitmek zorunda hissediyordum. Annem hep ''ezan okundu yerler mühürlendi'' derdi o zaman, bende yerlerin mühürlendiğini düşünürdüm. Babamı eve gelecek diye beklerdim, çok heyecanlı bir bekleyişti o..Gelsin de boynuna atlayım bekleyişi, belki gelirken bana bir şey almıştır bekleyişi,eğer biri seni üzdüyse onu şikayet etme bekleyişi..Çünkü baban sana göre dünyanın en güçlü insanı ve her derdine çare olabilecek birisi..
O kadar çok şeyi özlüyorum ki nerden başlayacağımı bilemiyorum bile.
Bakkala gittiğimizde Baba şunu al, baba bunu da alsana demeyi, komşuya gidip akşam müsaitseniz annemler size gelecek demeyi, sobanın yanında uyuyakalmayı, uyuyakaldığımda babamın kucağına alıp yatağıma yatırmasını, bir şey istediğimde olmayınca ağlayıp çözülmesini beklemeyi, annemin beni yıkayıp hem de sıcak suyla(çocukluğumun en korkutucu sahnesiydi) sonra sıkı sıkı havlulayıp sobanın yanına göndermesini, babannem namaz kılarken üstüne çıkmayı, küçük şeylerle mutlu olmayı, saflığı, kendimi çok özledim..
Çocukluğum aklıma geldikçe içimi bir hüzün kaplıyor.
Bana ait bir şey aslında geçmişim, ama asla tekrar sahip olamayacağım bir şey. Olur ya özlem gidermek için çocukluğunun geçtiği yere gidersin bazen, ama hiçbir şey aynı değildir. Zamanınızdaki çoğu bina yıkılmış, yerine yeni binalar dikilmiş, çoğu komşular taşınmış. Mahallenin huysuz amcası çoktan vefaat etmiş. Yeni yeni insanları gördükçe kızarsınız, çocukluğunuzun geçtiği yerdeki başka insanları sinderemezsin. Onların orayı istila ettiğini düşünürsün. Öyle çok şey düşünürsün ki, sadece düşünürsün.. Sonra gözünden bir damla yaş düşer bunlar aklına geldikçe, yine çocukluğunda yaptığın gibi yaparsın. Akan yaşları kazağının koluna silersin ve iç çekersin..
..

Devamını Oku
İbrahim Faik Bayav

-Futbol sporu bozulmuş-
Futbolun üzerine, belirsiz bir şey düşmüş.
Edep sıvışıp gitmiş, edepsizlik üşüşmüş.
Topu koşturulan yer, saha kalmıştır belki;
Tiribünler 'çüş' olmuş, arenaya dönüşmüş.


..

Devamını Oku
Mehmet Soysal

"Ülkemizde sorun var Kardeşlik yok.
Kürt Türk,Alevi Sünni,Sağcı Solcu,
İnançlı İnançsız Ayırımı var" diyen insanların;

Kardeşlik olarak gösterilen futbol maçında,
Yabancı takımı desteklemesi ve birbiri ile Kavga edip
Kalp Kırması ne kadar Komik bir hadise
..

Devamını Oku
Mehmet Cıngır

Bir yaz akşamı...
Akşam serinliğinde
Kesilmiş cırcır böceklerinin sesi...
Esiyor hafif hafif,tatlı bir rüzgâr.
Bir akşam kahvesi...
Oh; ne hoş,ne iyi!

..

Devamını Oku
İrfan Bayazıtoğlu

Şampiyon yıllarımın efsane kalecisi
Engelli yollarımın kılavuz, efendisi
Nice başarıların mimarıdır kendisi
O ki Trabzonluların biricik tesellisi
Ligde Şenolla,gürdür Trabzon`un sesi


..

Devamını Oku
Semra Sezer

Başlıyorum EN BAŞTAN...
O gün...
okulun ilk günü.ne heyecan be! doğruyu sölim o gün bnm çin bu gün ki kadar değerli değildin sonra bana bulaştınız. bnde kendimce intikam aldım sizdenn. sonra senle yazışmaya başladıkk. vakit eçtikçe farkına vardım BENDEKİ YERİNİN.Başta belli etmesemde seni sewmeye başladım. çok büyük bi hata yaptım sonra.hemde hayatımın en büyük hatasınıı yaptım. seni içimde yaşamayı beceremedim. anlatma gereği duydum kendimce. senle konuştukk öğrendinn. şimdi ki en yakın arklarımla senin sayende konuşmaya başladımm. bu yüzden iyiki varsın.. sana ÜMERMM didim. ne olaymış be! dlga geçtileyy. siirlendim sana. ama bliyosun kızamamki sana. senn yüzünden okuldaki tek arkımla kavga ettik. başkalarına hiç hak etmeidkleri szler söledim. eski manitan duydu. sözde kavga falan olcaktı. gerçi bnm korkum yoktu. biliyosun sen zaten. sonra oda bana hak verdi seni sewmm konusunda. ablama senden bahsttim. daha doğrusu seni ben napim? gözlerinden gülüşünden bahsettim sen bendn peşimi bırak diyecek kadar bıktın ne kadar sewdiysem seni lan gururumu hiçe saydım. o laflarına rağmen zerre kadar soğumadım senden. en yakın arkımla doğum günümde barıştık. sonra seninle konuşmak istediğimi söledim. denemeden çıkmıştık. senin çok yakın arklarına (qapaq) laf yapmıştımda ben onun için senn yanında bni dövmeye kalkıştılar. o gün varya o gün yemin ederim küfretsen dövsen lan arkamdan vursan o kadar zoruma gitmzdi lan. kendimi o kdr gurursuz hissettimki bunları hakettin ddim kendime. yüzünü görmek istemediğimi söledim. seni sewmemi çekemeyenlere mutlu olmaları gerektiğini söledim. yhani saçmaladım sonra aramız baya bi ara açık kaldı. sonra çok olmasada biraz iyi oldu aramız.numaranı istedim. biraz bnm olduğumu bilmeden mesajlaştık aradınız bnm oluğumu anladınız konuştuk işte. sonra sen batuhanı bn sorunca eks aşkın burda değil didin. bunu senden duymak çok sinir bzucuydu. sonra senle anlaştık bidaha dimedin. PİKNİK... iyiki gelmişsin. yakartopta ya sen iyisin ya da bn çok pas veriyom futbol topyla pas oynadık elim ful çatldıı. voleyblda iyi olduğuna kanaat ettm. sabah sabah bela okudun. beni sinirlendirdin delü ettin. elimi kestim. şarkılarıma kötü dedin halbuki sendeki çoğu şarkı bndede vardı tek tek kıvırcık yıkadık titizsiniz yha sizz volkanı gıcık ettim. ama bunu yapmayı sewiyormm. dağa tırmandık. şelalenin oraya gittik. sen erotik fotolar çektin biz koptuk sana. artık seni gardaş gibi görmeye başladım. ama son okulun 3. ggünü. kelime bulamıyrum o güne. ne olduğunu tahmin edebiliyosundur. o ve sen... o gün abartısız sinirden 50-60 tane servis attım. çok hızlı olduğu için karşılayamadılar. böbürlenmirum. burdan çıkçak sonuç sinirlennce güzel voleybol oynanıo servisi beklemeye bizim oraya geldin. senle biraz konuştuk. aynı deri ceketi aldım. giymezsin heralde bunan sonra kötü bişey için dimedim belki pişti olmk istemezsin ondan yhanii bugün 31.01.2014 son 3 gündür bir offfff çekmemle başlayan süpr bi muhabbetimiz var. herşeyi tüm gerçekçiliğiyle konuşuyoruz. ne kadr acıda olsaa. biz hep böle kalak. GARDAŞIM diyom artk sana. arada odun öküs pislik ömür törpüsü hayvan gıcık vs.. desemde bnm hep gardaşımsınn unutmaa
Dip Not= O SAÇLRINI Bİ GÜN BOZACAMMM
..

Devamını Oku
Mehmet Halil

Dünya bir futbol sahası ise,
Tanrı da seyirci ve hakem
hücum başlayınca kalemize
topu taç-a atarız terlemeden
Taç-ı olmayan saha var mı?

gizem tutsak alır aklımızı...
..

Devamını Oku
Mehmet Akif Gülhan

KÜÇÜK DÜŞMEMEK İÇİN

*Oturduğunuz yere dikkat edin karşınızdaki daha yukarıda oturuyorsa oturmayın
*Konuştuğunuz insan sizden uzun boyluysa, ondan daha uzun bir arkadaşınız aracılığı ile konuşun
*Yolda birisi ile yan yana yürürken dikkat edin sakın kaldırımdan aşağıya inmeyin
*Statta, saunada daima üst sıralara oturun
*Hamamda tellağın, natır’ın önünde çömelmeyin, göbek taşına asla yatmayın
..

Devamını Oku
Metin Güngör

başıma gelen herşey bir kelimesini unutup gitti dilimde.şimdi etrafım çoğunun ne anlama geldiğini bilmediğim sözcüklerle dolu..
Şimdi dönüp bakıyorumda geçmişime,çok uzaklarda geçirdiğim,çoğu zaman gölgemin bile benimle yürümediği onca yalnız yıllarım,,bakkal yolunu bile gurbet sanıp annesini özleyen çocukların arasında,elinde patlak bir futbol topuyla alt dudağı titreyen bir çocuk olarak canlanıyor karşımda..
Ne garip..
Oysa bu yalnızlıktan bahsetmiyordu,ilkokulda adını yazmayı başardığım için bana ilk hediyemi veren sıra arkadaşımın aldığı kurşun kalemle yazdığım ilk şiirimde.
Şimdi,kışında kullanılan yazlık sinemalarda tek perde halinde gösterilen hayat hikayemi izliyorum.tanrım,,ne kadarda yabancılaşmışım kendime.oysa kadrajda gülümserken donmuş yüzüm,ki bu yùzden herkes beni böyle hatırlar.
Neden kimse bahsetmiyor mahvettiğim hayatlardan? neden donuk yüzlü herkes,sus pus? beş kızın üstüne bir kızı daha olan bir baba gibi..birdaha hazırlamak istemediğim valizim hic bozulmamış ki.
Oysa gittiğinde kaybolmasın diye,şehrin tüm sokakların pudra döktüğüm bir sevgilim var,ayak izlerinden bulabileceğim..ama gel gör ki o da korkmuş ruhumun karanlığından..
..

Devamını Oku
Gülhan Özkara

En amaçsız insanların
Beş para etmez harcı
Futbol kepazeliği
El oğlu çocuğunu on beş yaşında
Eli silahlı bir katil yapıyor
Irkı için
Biz de koyun
..

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/:
Otururuz hemen her akşam
Televizyonun karşısına ailecek.
Babam öyle bir dalar ki ekrana,
İlgilendirmez onu sağ sol.
İlle futbol
İlle de futbol!
..

Devamını Oku
Erdal Ceyhan

Şu futbolu bilmiyorsunuz, bari oynamayın
Oynarsanız adam gibi oynayın, Arda’yı tutun
Tutun be kaçıyor… İşte yediniz golü. Ben demedim mi
Boşverin siz. Nasıl olsa takım artık yatar.
Gidin tutun Arda’yı maçı alın. Golü de Ali atsın..
Bu maç böyle kazanılır. Yok öyle üç geri.. Bir ileri..
Üç ileri, bir geri… Paslaşın be.. Ne sinemakisiniz…
..

Devamını Oku
Fahri Işık

Fahri Işık, 1938 yılında Tarsusta fatih mahallesinde doğdu., okul çağında, sokaklarda simit satarak, türkü söyleyerek, mayıs sonlarında babası ile ekinlere orak sallamış, harman sonrası düven sürmüş, ağustos sonrasında çukurovanın kavurucu sıcağında, tarlalarda pamuk toplamış.

1950 yılında oniki yaşında, o zaman, Tarsusun sanayi kalbi olan, çukur- ova fabrikasında çalışmaya başladı. Fabrikadan boşta kalan saatlerde gazete, gazoz, simit, şeker satarak aile bütçesine katkı için yoksullukla boğuştu. Kısıtlı boş zamanlarında okula giden arkdaşlarından okuma yazma öğrendi. Sokaklarda, tarlada, fabrikada çalışmaktan çocukluğunu yaşayamadı.

Bütün hayatı çalışmak, futbol oynamak, şarkı türkü söylemek, aşk ve şiir kitapları okumak.. Saz eşliğinde ilk türküsünü 1948 yılında Tarsusta dutlu kahvede aşık Veyselle okudu, karşılığında aşık’a tepsiyle para topladı. (garip bir raslantı, aynı aşık Veyselle 1965 yılında Adana öğretmenler bahçesinde, aynı sahnede türkü söyledi.)

Elli’li yıların başında, uzun kış gecelerinde, babası iki saat süren opera misali, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre hikâylerini türkü ile anlatırdı. Bütün mahalleli o hikâyeleri dinlemek için bizimle koza şifleyerek canlı sinemamıza borçlarını öderlerdi.
..

Devamını Oku
Olgun Ekinci

B en ölüm hikâyeleri okurdum
A ttığın bana doğru adımlarda
B en ölürdüm, sen ki;
A cırdın ağları bozulan örümceklere

.........Suyu delerdi küfürlerin, iki adım ötede mevsimsel renkleri yaşamlarına serperdi insanlar, dört mevsim kara kıştı iklimimiz tipiler serpilirken üzerine... Aman vermiyordu güneş, bildik tek yıldız olmuyordu gecelerde, her cisim yabancı, her insan taciz kardı sence... Gözlerimi hayata açtığım günden bugüne yarattığın, yaşattığın şiddetin alfabesinden ansiklopediler yazacak yetkinliğe eriştim onulmaz katkılarınla (baba!) ...

..

Devamını Oku
Tayfun Kaplan

Egitimci vak, vaklar
Porosefer denen akmaklar
Yönlendırir gençligi
Ayaklar ve bacaklar

Televızyon ve gazteler
Futbol gırgırıyla dolu
..

Devamını Oku
Hakan Kul

Ortam,ortam,ortam
Evet şu tartışma götürmez ki
Ortam başarıda ve mutlulukta oldukça önemli.
Fakat tek başına yeterli değil kesinlikle.

Kişi,bazı şeyleri başarabilmek için
Daha çok mutlu olabilmek için
..

Devamını Oku