Amedsportif sifir…..Karsiyaka bir. Play of play of play of play of of of of offfffffffff….
Hatirladigim kadariyla okulun kuyu tarafina bakan avlusu yetmedigi icin rahmetli Adanali`nin harmani en cok top oynanan yer idi. Kim kimin takiminda oldugunu bile bilmeden hemen herkesin biranda bal kovanina üsüsen arilar gibi cullanip rastgeleye ve kiran kirana camur cignarcasina spor dersini futbolla gecirmenin yanisira, ikidebir dikenli tarlalara kacan topun patlayan ic lastigine tas baglayarak cigerleri kökünden sökücü sisirme fasilli köylerarasi mac oynama cenkleri de burada yapilirdi genelde…
Onun disinda yine böyle bahar kis arasi cemre günlerinde birgün yine Adil…
Köyde cereyan yok piriz yok sarj yok dinamo yok ampul yok elektrik yokken, babasi her gelisinde tüm gurbetin yüklendigi hasret heybelerini akla gelebilecek hicbir eksige ihtimal vermeden getirenler gibi Mustafa emmi tutmus televizyon getirmisti. Günlerce dizinde topugunda kimbilir ne rica inceliklerine cocuklugun dokundukca azip artan zihniyapismis merak duygusunu köreltip doyurmak icin ne diller dökerek her firsatta pesini güden gölgeler gibi gezmistik Adilin ki, ne cins birseymis dünyayi icinde gösterip oynatan televizyon dedikleri sey bilelim ögrenelim diye. O` bizim bu ucsuz bucaksiz acligimizi daha kamcilayip kudurtmak `sesi de var, rengi de var, avratlar hemen dip yamacinda sennen beraber gibiler heriflere isderseng elleyip cimcikliyebiliyong amma sanga hic seslenmiyollar..` dierek vaziyete vaziet katiyordu.. böyle böyle günlerce sefil sersem gündelikcisi olduk Adil`in. Etme dedik. Yapma sen iyisin iyicesin nazlimsin uslusun biz neyiz ki filan…ne dediysek ne ettiysek ne süründüysek kar etmedi bir gün hic beklemedigimiz sicim sagnagi ve gök gürültülü bir günde` gelin` dedi aldi bizi sürükledigi odanin önündeki örtmelige toplanip bir hayli kalabalikla ip gibi topuguna dizildik. `iceri dolusmak yok dedi, burdan gafayi uzadip bahacahsigniz.` Zireyi acti. Minder hasir sedir yüklük dolap kurmali saat islengili kabama ve yastiklar süslemeli odanin en dip ucunda üstü özenle örtülmüs örtüyü acti, alet göründü. Sasirsak mi, ürksek mi, ürpersek mi….bir türlü ne oldugumuzu bilip anlamayan kocaman bir hayrete düsme derinligi icindeyken biz, `aha bahing, bahing gorüyonguz mu bahing bahing, isde size didigim telvizyon bu..` dedigi yere boynumuz koparcasina ve birbirimizin dizine pacasina tepeleyip basarak görmeye calistigimiz kahverengi kasanin önü cam, kenari dügme dolusu ivir zivir..`hani avratlar herifler nirde ` dedikce biz, `aha lan gormüyonguz mu oynoyor isde icinde`deyip bizim boz bulanik yagmur karisimi kapkara kapi isigindan televizyon camina düsen gölgelerimizi gösteriyordu….
Telvizyon, cereyani fisi pirizi elektirigi trafosu diregi motoru olan Kayseri`ye bile yillar sonra bir iki saatlik paket oynatmayla gelmisti…her yayindaysa macin son dakikalarinda nasil olsa mac bitti hesabi duvara tirmanip sivri kancalari asmaya gerek kalmadan stad bekcilerinin tüm kapilari ardina kadar actiklari Orduspor Kayserispor karsilasmasi mekik sarip makaraya takiliyordu. Kalede Rizgullah diye baslayip ileri ücte Kel Osman ve Deli Mustafa`nin ortak oynadigi bütün maclar tiklim tiklim igne atsan yere düsmeyecek karsilasmalara bilet keserken cekirdekciler, caman ekmekciler, simircilet, gazozcular zabita kacginligini saymazsak kisa günün kesesine bin bereket versin diyordu…ben de o gün herkese acilan kapidan zar zor ezile büzüle ve ilk defa kit kanaat de olsa mahseri kalabaligin omuz ucundan trübün ve stad ici gördügümde, Kel Osman dediler ortayi yapana, Deli Mustafa`da golü atanmis gürültü koptu sarsildi yikildi ugultulu insan kalabaligi mac bitti Kayseri Sampiyon olmustu…..
Sonra….?
Sonra kendi icinde sizlayip sanidikca yabana yitige derinlesip gitmelerin kiyasiya kasip kavurdugu perem percemlerde rüzgarin nefesini kesip topragi dagindan bagindan söken sürükleyen sehirlesme mahline, ordan televizyon kutusu kusatmali yüksek binalasmalara, ordan izine henüz ayak basilmamis nerde nasil eylenip duracagi bilinmedik zamansizliga, öteye, daha daha öteye hic bitmeyen göclerle birlikte…
..
Bu da bizim MAGANDA’ mız..…
Kırk yaşını çoktaaan aşmış,hâlâ baba parası yer..,
Bir iş bul da,çalış! .desen, ” Boşveeeer,babam sağolsun! .” der..
Babasının parasıyla kumar oynar,içki içer;
Gücü-kuvveti yerinde,boylu-poslu ve KAS’lıdır..
Babasının malını da birgün tükenmez zanneder..
..
Kimden derken geldi aklıma bikeç
İşte Sağır ali seç ha begen seç
Sellüm usta hollandada onu geç
Pavyonlarda sırrı amcası da var
Cim ahmet deyince orda biraz dur
Donjuanın ceddi ondan sorulur
..
Hicbir hakki hukuku yetkisi iliskisi iradesi olmadigi halde yetkisinin iradesinin hic olmadigi yurtlara ve topraklara korkunun kabusun karanligin kiyimin dehsetin vahsetin kokusmuslugun cürümenin nefretin sefaletin lincin lanetin ölümün zulümün yagmanin isgalin tecavüzün caresizigin zulümün en akilalmaz ve vicdan Kabul etmez boyutlarda esir aldigi insan kalabaliklarini yogun bakimli yerinden yurdundan edip salacasini kendi omzunda tasiyan cesetler halinde teslimiyete söküp sürgün etmek, gecmisin Engizisyon Kalipli, Hitler Soykirim mekanikli ve bugünkü her ikisinin karma-karisimindan zehri zikkimi damitilarak daha ezici etkinlige mahluklasan; ve canavarliligin kiskirtilip azdirilmis BOP bünyesinde kendine vucut bulan Serbest Piyasa Yeni Dünya Düzenegi`ne bagli insan hayatini cetvelle cebirleyerek belirlemeyi kendine zevk edinmis, düzkafa mantikli küresel isgal vampirliliginin muntazam esridir.
Bu denli insan dogasina aykiri yasam düzenegini dinc diri ve canli tutan bütün vazgecilmez kaynaklarini kökten kurutarak; siddetli, gerilimli, bunalimli, sorunlu, kuskulu, kirli, güvensiz, sevgisiz, paylasimsiz, acimasiz, kindar, dislayici, kücümseyici, asagilayici haktan hukuktan yoksun herbir degeri degersizlige modellenmis soyutluluga kisiligi ve karakteri olabilecek sayisiz olumsuzluklarla mumyalanmis kendi varliginin yabancisi yüzeyselinden kendine buzullasmis insan iliskisizligi soguklugundan sosyete saydamligindan bakan gösteris bagimliligi, istemleridisinda insanligini tedavülden kaldirip serbest rekabetci pazar piyasasinin ölüsünden bile kazanc elde etme carmih carkinin bir yerinde düzen hortlagini canlandiran, ama varolan katmanlasmis kabukta kalmaktan baska caresi olmadiginin yenilmis kazziklanmis tükenmisliginin kiskacindan kurtulacak degerlere dönemeyecek kadar kendinden coktan arayi acip uzaklasmis olan sapaklarin ve sapkinliklarin gözdesi olur. Bu yüzden modayi ruhunu bedeniyle birlikte teslim ederek beslemek zorunda olan herkesin hayati, acimasiz yaris ve cekismelerin kisiye kalipli allanmis pullanmis en cok etiket fiyati kadar deger bicen, baldir bacak figurlari ille verilmis ölcü kaliplarinda olmasi gereken soguk ve zamandan -mekandan ilgisiz alakasiz bölük pörcük duruslu vitrin esyasi gözüyle baktigi sebebiyle saklisiz gizlisiz meydan malidir. Tam da bu böyle oldugu icin, yani saklisi izlisi olmayan ve kendini herkesin yüzeysel bakip ve oradan delikdesik karistirip kurcalayan meydan mali yaklasimli yikimindan hemencecik tüketip zevki gectikten sonra derhal hayatin kullanim disi cöplügüne atma huy ve tabiatliligi, yasamin dogasini tamamen zevkisefasina göre sulayip topraklamaya kalkisan cehennem zebaniligini kamcilayip kiskirtir.
Kendince saklisi gizlisi olmayan atlarin arilarin dahi özgünlügü nispetinde yakinlik duymayacagi yasamlarda asla güven besleyip beklenen hizmet verimliligini göstermeyecegi (sadakati inceligi ilgisi sevgisi paylasimi samimiyeti emegi dogalligi olmayan sahtekarligi sirtindan atip bal kovanlamayacagi) gibi, onuru özgürlügü kültürü kökü soyu hukuku hakki toplumsalligi asosyalleserek insanlik disina cikarici `kimse yapmadan ben yapayim `kapismalarinnin yaris kölesi mükemmelciligini kendine kaliplayip ayar etmis yasam bicimi, evrilip cevrildigi piyasasi son derece serbest tutsaklikta mutlak surette icinde yalnizlasip yabancilastigi her saniye üstün derecelere varma yahut vardigi yerleri mümkün mertebe kimseye kaptirmama kabus korkulari icinde cirpinip kivranmalar kiyametini, sapkinlikla, siddetle,bunalimla, saldirganlikla ve sayisiz kisilik bozulmalariyla sonuclandirir. Bu cöllestiren girdaba bagli tüm bir toplum da ayni akibetin öldürücü ve kahredici kiskacinda bogulur.
Saklisi gizlisi olmayan kisilik bozukluguyla donanmis bir toplum, sosyal doku baglari lackalasmis cürümelerin hep herkesin birbiini asagilayip kücümsedigi ve günboyu hickimsenin kimseye sayginlik siniri koyamayacagi degerler yitiminde en basta özgürlügünü, özgünlügünü, özgüvenirliligini yitirerek; düsünceden kültüre hayatin her alaninda üretimsizlige hapsolur. Üretimsizlige hapsolan islevsizlikse kazanilmis yahut cagin genisleyip büyüdügü oraninda kazanilip büyütülmesi gereken akil, vicdan, bilgi, bilinc, bellek, hukuk, paylasim,,egitim, inanc, güven, saglik, spor, ulasim, fikir, sevgi, iletisim gibi tüm hayati gereklilikleri temin edip teminat altina alamaz. Teminat altina alamadigi hayati gereklerden yoksun saklisi gizlisi meydanda mahsur kisilik bozuklugu toplumu bütün gereksinimlerini hayal kirikliklariyla, siddetle, sehvetle, dehsetle, dedikoduyla veya derdi nederman bulunmas hastalikli hallerle yikilip yiginlasir. Bu nedenledir ki `biri bizi gözetliyor `durumlarina kuklalastirdigi insani kaybolan hakki hukukunun bin misli daha cok ilgi yakiliniyla dürtü uyandirma canavar caniligi, düzen ahmagi hesabina terbiyeledigi denegin kafeslenmis hayatina acidan, kaygidan, kederden. sefilden, sürgünden, savastan, nefretten,kinden, küskünlükten soygundan, vurgundan, ölümden, talandan ne yüklenilirse yüklenilsin niye ve nicin yaristigini bile bilmeden kendi agirligini dahi tasiyamayacak cesetlere cenazelik oluncaya kadar itirazsiz tepkisiz tasiyip hizmet etmeyi kendine onur saydigi agulasmaya zehirlenip gitmistir.
Onun icindir ki kendi salacasini sirtinda yük diye tasimaktan cani cikmis hayatini zehir zemberek siddetle neretle modalik mankenlik diyetinden ölüp üzülen küresel piyasanin serbest rekabet esiri insanligin bugünü, en cok ölüsü üzerinden kazanan Silah, Egitim, Müzik, Ulasim, Hizmet, Insaat, Sanayi,Uyusturucu, Spor, Turizm, Banka, Borsa, Mafya, Mutfak, Gida, Eglence, Iletisim….sektörleri arasinda en bastaki siralamaya kurulup avantasini kapmaya kilitlenip konuslanmis SAGLIK SEKTÖRÜ, varolan sömürü ve yagma düzeneginin gözdesi durumundadir.
Bütün günü birbirinin en son söz veya davranisindan kendini toparlayarak PiS DEDiKODU sarmalina yuvarlanip cukurlasmakla gecen kokusmus cürümüslükte, hayatra olmayanlar vaadedilir, gelisimislikten cogalmisliktan ve eskiyi yikip YENI diye baslayan herseyin ablukaya alinip kiyassiz bir BOZULMUSLUK kusatmasinin altinda cöküp kalan kavgali gürültülü muglaklik enkazini hicbirsey basarisi olarak cokca sözedilir. Yalan dolanlarin kaps kapis giden cokcaliginda herkes birdigerinin modellenmis DEDiKODU saklisiz gizlisizligini kendine onur payi bicer, huy ve hüner sahibi olur. Böylece düstügü kokusmus cürümüslpk cukuruna birbirini cekip cagiran toplum, tüm ana ve kilcal damarlarinda yasadigi hayati idare ve sevk eden YARGi, YASAMA, YÜRÜTME devletciligini kendi elleriyle darmaduman ederek birbirini tesvik edip özendiren DÜZEN MODA MODELI olmalardan yedigi yanilmis aldanmis zehir zikkimlariyla ve hep karsilikli birbirinin en son söz veya davranisini kendine kistas alan (yani hata yapmada dahi birbirinden hicbir özgün farki olmayan tektip ve tekseslilik servet saltanat avcisi yagma yikim enkazcilariyla) siyasetle, sanatla bankayla, borsayla, iletisimle, ilimle, basinabuyruklukla, ecirle, haramla, hukuksuzlukla, hileyle, hurdayla, baskiyla, sömürüyle, salginla, illetle, gerilimle, bunalimla yönetilip idare olmaya mutlak surette mahkum olur.
Hickimseye sevgi saygi hukuk anlayis hosgörü sevkat sadakat ilgi samimiyet ciddiyet olgunluk bilglik dostluk dayanisma paylasim cömertlik, mertlik fedakarlik akil fikir umut tutarlilik sorumluluk duygsallik duyarlilik verip göstermedigi halde herkesten cok ve hersey bekleyip ortaya cikan kendi kaderine terkedilmis sorunlar sarmali devasa heran her dokunusa yahut kiskirtmaya gerilimli patlamaya hazir enkaz yiginakli toplumsal iliskisizligi en gelismis düzeyli huzur donanimliligi sayan yalanli talanli haydut haramiligin kuskusuz ne inanani olacaktir, ne de güveneni. Cünkü herkesin ortak kazanimi olan ülkesel captaki gelir dagilimini özellikle toplum algisi üretmede olabilecek bütün kahpe-kaypakligin karakteriyle bulandirilmis bogulmus her ne pahasina olursa olsun karsiliginda eristigi güc ve iktidarlasmalarla nufusun en az olaninin en cok pay ve hisse sahibi servet saltanatlandigini Türkiye kosullarinda bogazici yaliseffasi manzaralara villalanip saraylayanlarla, nufusun en cok olanin ölüm zulüm sefalet bulantilarinda ecelleserek yokluk yoksulluk diyetine her türlü haksiz hukuksuzlugu dogduguyla öldügü arasindaki göz acip kapayincaya niteliginde hizli gecislerle hayatindan kesintisiz terkolanlarin sahip olaageldigi ve gününden gündeminden gün gecmsin ki siddetin, kavganin, catismanin, küslügün, bölünmenin, parcalanmanin kaniksanmis yasam haline odaklandigi cenderede varolan bütün sorunlariyla kimsiz kimsesize nispet artirmasin. Devamli hep yoksula kabaca ve cetvelle karalanip alti üstü cizilmis cileli hayat sahiplerinin firsat ve imkan esitligi olmayan sürgünlere kovulmasi,sömürü düzeninin e nana maddeselliginde olan pürtetik hektiklerde insan dogasina aykiri azgin ve amansiz yarislari en az iki katina köpürtüp körükleyerek (cünkü bütün eksikler icinde her türlü yasam yoksullugu kusatmasiyla dogan bir cocuk, anadan dogma kendi hayatinin yabancisi olarak kimsiz kimsesizligin ellerine terkedilmiscesine azat edilmis gibidir. Bu durumda her türlü yasam güvencelerine sahip olanlara denk ve ayar olabilmek icin ölümüne kendini hirsin, yarisin, kapismanin, catismanin korkulu kabuslu kol ve kucaklarina atarak kendi olmayan kendisiymis gibinin ölüm hücreli kilifina girecektir) yorulmanin, yipranmanin, tedirginligin, kuskunun, hastaligin, kovulmuslugun, ezilmenin, cürümenin had hudut sinir zaman ve mekan tanimayan esiri olacaktir. Herkesten hersey bekleyip hickimseyle hicbirsey paylasmayan bu durumun Türkce tarifi katiksiz zorba ve dikta dayatmasidir. Kendini sipsirinler evlasi olarak sunan bu BARBi DÜKKANCILIGINI en uyumlu ve istiktrarli geismislik namina adlandirmaya kalkisirsa, vahametin adresi devlet olma niteligini belki de hic tasimamis, ama dünyanin bütün ipsiz sapsiz yolsuz hukuksuz kanunsuz soygun yasavas yahut katmerli sömürü sabikaliligindan besenme büyüme medyalarini borsalarini bankalarini haramlarini hirsizliklarini vurgunlarini ve talanlarini altin yahut para cinsinden depolamaktan gecimini kazanan ISVICRE kumbara kasaciligi, bugün sayisiz hinli hainli haydutun banka ve borsacilik isini gücünü gördügü gibi, Gecmiste Hitler`in bile kirli ve kanli vampire yanini örten kuryecilik yapmisti…Buradaki demokrasi sevgi yahut insan haklari görünümlü palavranin POLYANNA alip satarak soydugu sömürdügü hayatinin yabancisi durumundaki her türlü yasam sürgünlerine cici BARBi DÜKKANCILIGI yaptigi haliyle hukukun hakla tecelli ettigine kim inanir…?
..
Yeniden Çapa
öğrenciliğimin okulumun
gençliğimin semti
oluyor otuz yıl kadar
bu kez hasta olarak gittiğim
..
Hoşça kalın köyümün güzel taş evleri,
Yaylaları, ovaları saran hayvan sürüleri;
Elveda kuzu otlattığımız dağlar, dereler,
Her gün özgürce bize eşlik eden kelebekler,
Hüzünle ayrılıyorum ana topraklardan,
Bir daha belki de geçmem bu yollardan.
..
Bir gün önceden başlar telaşı
Un, ufra, saç, odun derken
İtanın üstünde katlanmayı bekler hamur (İtaa: Hamur kilimi, çok kalın dokunur)
Topuklar ile taraklar ile
Epey bi kıvamlanır
Sonra kalın odunlar yakılır
Bir araya gelir ekmekçi kadınlar
..
Saklasam samanı saklar gibi yaşımı
Ihtıyarlığımda işime bilmem yararmı
Anlatırmı geçmişten tenim arzularını
Gelip,geçen yolcuların geride unuttuklarını
Sahi işe yararmı,saklasam yaşımı
Saçlarıma düşen yıldızlar,kararırmı
Tenim buruşmuş ken dirilip,uyanırmı
..
Her ülkenin kendine özgü bir anlayış kıvraklığı var olduğunun hislerime kaydı vardı, daha küçük yaşlarda. Kaydettim sürekli, memuriyet, sivil, hukuk ve serbest yaşam diyerek izlenimleri raflara yerleştirmek isterdim hep. Ev hanımı özelliğim öne çıkardı kendince dönem dönem. Hiçbir şey bilinen değil, tek bilinen, ayrıca bir yazılı anlaşma, ara sıra sözlü anlaşmalarda dikkate alınır, hoşa giderse. Memuriyetten yazılı bir haber daha kolay ve rahat bir anlayışa sığdırılabiliyor, o da kısıtlanabilir hürriyetine ulaştırılıyor yenilerde.
Bir anlayışa sığdırabilme diye ilgilendiğim, serbest yaşam konumu altında örneğin toplamayı denemiştim;
Aile ilişkisi, ev kime ait ise orada, eşler arasında, gelir düzeyi etkilenim kazanabilir an ve an
Aile ilişkisi, ev kime ait ise orada, komşular arası ilişkiler yorulmasın özeni belirgindir bazen
Alie ilişkisi, ev kime ait ise orada, alış verişte, seyahatte yurt içi veya yurt dışı ayrıcalık olur
..
analiz 1)
her şeyi bildiklerini sananlar
hiçbir şey bilmeyenlerdir
(maydanozgiller)
..
NEDENLERİMİN ANLAMI OLMALI
Sen gideli çok olmuştu,
Zamanımda çoktan dolmuştu zaten.
Aslında sana ayıracak vaktimde çoktu ya neyse…
Yüreğimdeki nedenlere cevap bile veremeden ayrıldın kafesinden,
..
Peace sells but who’s buyin (Megadeth)
-
Yeni Hayat’ta yastıktan düşen başı *
Küçük futbol topu Wilson,
Düşüveren okyanus açığında saldan
Bir sersemlik anında:
..
Bazen sadece o rahatsız olmasın diye bacağının uyuşmuş olmasına rağmen kıpırdamamaya çalışmaktır…
Bazen onun kalkıp başka bir yere başını dayama korkusunu iliklerine kadar hissetmektir..
Bazen sırf o sevdiği ve istediği için oturup gıkını çıkarmadan futbol maçı izlemektir…
Bazen onunla o farkına olmadan bir şeyler paylaşmaktır…
Bazen elini onun kalbinin üzerine hissettiğinde kalp ritimlerini en güzel senfoni gibi dinlemektir, onun kalbinin üzerinde elinin olduğuna hayret duyarak hayal mi gerçek mi anlayamamaktır..
Bazen sırf onun için bir şeyler yapmaktır beğeneceğini en içten umarak..
Bazen de gelip yaptıklarından otlanmasıdır senin kızacağını bile bile…
..
Hoca camide...
Öğretmen okulda...
Abla gönüllerde...
1967-68 öğrenim yılı... Dile kolay, tam 35 yıl geçmiş aradan. O yıllardaki olaylar bir duman perdesinin arkasına saklanmaya çalışıyor. Ama nedendir bilinmez, bazı isimler, tarihler zihinlerde kaybolmamak için inatla direniyor.
Giresun Lisesi'nde öğrenime başladığım yıllardı. Edebiyat öğretmenimiz Feride Hanım ya bir yada iki derse gelebilmişti. Sonra eşi olan okul müdürüyle birlikte tayinleri çıkmıştı. Liseye yeni geldiğim için kendileri hakkındaki bilgim de yalnızca yaptığı veda konuşmasıyla sınırlıydı müdürümüzün. Söylediği birkaç söz belleğimde alçak gönüllü bir insan izlenimi bıraktı; 'Beni iyi bilen iyi bilsin, kötü bilen kötü bilsin...'.
..
bilye birdir bir uzun eşek
kukalı saklambaç
sabahtan akşama
kovala kaç kovala kaç
aç bîilaç
kovboyculuk dekman
..
Türkiyede bir oyuncuyum
Demek oluyorki, oyunculuğun kelime anlamını bana verilen ilk rolde sette öğrendim.
Elime tutuşturulan yaratılıcıktan uzak ucuz senaryoları okumakla yükümlü bir zavallıyım.
Başka ülkelerde yapılan dizilerdeki oyuncuların, evrim değişmiş bir taklidiyim.
Düzgün bir fiziğim, oldukça yüklü magazin kültürüm ve hafızamın veritabanında manşetlere konu olacak bir medya sözlüğüm var.
..
Hem tarlada, hem çayırda
Orda öğretmen sesi var
Yapılacak tüm hayırda
Orda öğretmen sesi var
Bilgiye bilgiyi katmak
Alış-veriş yapıp satmak
..
Dışarı çık ve oyna:
Top oyna;
Oyna,
yakantop ya da istop
Veya futbol oyna.
Ama oyun oyna hayatla …
… Para çekeceğin
..
ülkemiz oldukça hareketli
hani işte deprem meprem
devrim mevrim
alt üst oldu yıllardan beri ortalık
yıkıntı mıkıntı
ayaklar başlar karıştı
..
Taştan kurulu kalelerden sokak arası bir futbol maçıydı bir araya getiren bizi.
Sen iri yarı,al yanaklı alt mahallenin çocuğu,
Ben yaşıtlarından uzun, sırık bir velet.
İlk yumruğumu yedim o gün senden,
Yine de inadına ağlamamaya söz vermiş iki koca adam gibiydik, yaşımıza göre büyük bedenlerimizde.
Saygı duymayı da öğrendik o gün, annelerimizin zılgıtlarından kurtulmak için gittiğimiz çeşme başında.
..



