Furkan Özcan (1992). Özel Kuvvetler mensubu. Disiplinli bir meslek hayatını kitapların zengin dünyasıyla dengeliyor. Hayattaki en temel hedefi ve pusulası, son nefesini iman üzere teslim etmek.
Seni kalbimin en kuytu mabedinde saklıyorum,
Bir dua gibi, bir sır gibi, bir âmin titrekliğinde.
Sen, gökyüzünün kirpiklerine asılmış en narin yıldız,
Ben, yeryüzünün toprağa bulanmış, boynu bükük sürgünü.
Yüzüne bakmaya yeltendiğim her an,
Rüzgârın kanadında savrulurken bu ömür,
Bir kırık aynadayım, yüzüm dünden de yorgun.
Sükûtun dehlizinde nefes almak ne ağır,
Ben kendi denizimde, kendi dalgama vurgun.
Hangi gece saracak kanayan ellerimi,
Hangi bülbül ağlıyor dalı kırık o güle?
Dünyanın bütün haritalarını serdim masaya,
Dağlar, nehirler, kıtalar hepsi yerli yerinde.
Uçsuz bucaksız denizleri ölçtüm,
Aşılmaz denilen zirveleri ezberledim.
Koca bir yerküre ne kadar da sade,
Ne kadar da anlaşılırmış meğer.
Şimdi kalkıp karşına geçmek,
"Ben seni bir başka seviyorum" demek var aslında.
Ama gel gör ki, benim o kadar afili bir cesaretim yok.
Sen bir kaldırımdan yürüyorsun mesela,
Bütün şehir senin adımlarına uyduruyor ritmini.
Bir tabutun kapağını içeriden yumruklamak gibi bu sensizlik.
Dışarıda mevsimler dönüyor, şehirler uyanıyor,
Ben, kendi içime kazdığım bu ışıksız çukurda,
Nefes almayı yaşamak sananların arasında yavaşça çürüyorum.
Sana uzanmayan ellerim, şimdi gövdemde taşıdığım birer fazlalık,
Göğsümde kalp diye attığını sandıkları şey; pimi çekilmiş bir sessizlik.
Hangi umman dibindedir yorgun düşen bu gemi,
Hangi rüzgâr silecektir alnımdaki bu nemi?
Bir yetim yıldız misali düştüm kendi içime,
Ateşten bir gömlek oldu, aşkın onulmaz demi.
Susmanın da bir dili var, duyana feryat figan,
Seni hep aynı köşeden, aynı sessizlikle izliyorum.
Bir adım atsam bozulacakmış gibi sanki dünyanın dengesi.
Sen kendi aydınlığında, her şeyden habersiz, öylece duruyorsun...
Ben ise gölgelere sığınmış, kelimelerini yutkunan biri.
Bazen kazara göz göze geliyoruz,
Nefesim düğümleniyor, başımı öne eğiyorum telaşla.
Bir adım ötendeyim, aşılamayan o sonsuz uçurum,
Seslensem düşeceğim, sussam içimde büyüyor yaram.
Gözlerin diyorum, bilmeden geçtiğim en güzel yurdum,
Ben sana ait oldukça, kendi ellerimde kalmıyor sıram.
Sana yazılan mektupların hiç pulu olmadı bende,
Gönderilmeyecek kadar eksik, okunmayacak kadar ağır.
Kapanan Kapılar
Taştığında sabrın o çelikten hududu,
Geri vites nedir bilmem, bozmam bu sükutu.
Kopsa da kızıl kıyamet, sarsılsa da yeri göğü,
Benim fıtratımda yazmaz, geri adımın sözcüğü.
Ruhuma zindan oldu, ışıksız ufuklarım,
Sen uzakta bir güneş, ben kuyuda bir çile.
Yokluğunun yükünü, taşımıyor kollarım,
Kader bu kör düğümü, çözmüyor ölüm bile.
Akrebin kıskacında, kıvranıyor bu zaman,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!