gecenin en koyu vakti
sessiz…
karanlık…
ıssız…
uyandım apansız
martın yedisi
rumelihisarı’nda kulüp bahçesinde
denize bakıyorum
gemiler geçiyor maviliklerden süzüm süzüm
dalıp gitmişim öylesine
çekirge her ne kadar zıplasa da zıp zıp zıp,
keserler bacağını gün gelir birden kızıp,
en kunt kitlede bile sinsice yürür hizip,
ve çıkar bir brütüs saplar hançeri azıp!
“ah, sen de mi brütüs?” diye inlerken sezar,
kalkıyoruz
günaydından önce futbol
yatıyoruz
iyi gecelerden önce futbol
başka ne konuşuluyor bu günlerde bu kadar bol?
pırlantalar takamam inci alamam sana
bu yüzden gönül koyma, sakın darılma bana
aslında dükkân senin sevgilim inan buna
beklentin bunlar ise zaten sarılma bana
gel çıkalım bayıra, çiçeklenmiş çayıra
bulutlar dolaşır durur tepemizde
altında dağlar
denizler
ve bizler
üstünde sonsuz bir boşluk
ilkyaz güneşi
yüzümde kollarımda bacaklarımda
ılık
öpüyor okşuyor yılık
mutluluk pembe gülücüklerle fışkırıyor
(uykum kaçtı, geçmiş zamanlardan hayali bir masal uydurdum.)
haydutlar konseyinde özel toplantı vardı
buraya katılanlar en büyük haydutlardı
bodyguardlar kapıda aradılar herkesi
heceli yazmak için sağlam ayak ararlar
önce üstünde dur da sonra bağla sağlama!
fikir güçlü olsun da, ayağı eksik kalsın,
abuk sabuk konuşup, gülerlerse ağlama!
bulmak için bir uyak, enerjini bitirme
iktidar eline geçmiş hasbelkader
ama ne yazık ki muktedir olamazsın
zira hempan çok
fakat sen azsın
sürekli kendini metheder




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!