Fırat kıyısındaki şehirler!
Palmir'in yolları!
Ve ey çölün ovalarındaki sütun ormanları,
Ne oldunuz?
Siz ki aşıyordunuz hudutlarını
Bütün yaşıyanların,
Sevdiğim gündenberi en güzel bir hayatla
Dolan kalbim ilahi bir varlık olmadı mı?
Neden beni daha çok dinlerdiniz vaktiyle?
Ben ki o zaman daha kibirli, daha kaba,
Ağız kalabalığı yapan boş bir adamdım...
Ah! insanlar pazarda para edene koşar,
Ayrılmak mı istedik biz?
İyi, akıllıca olur mu sandık?
Öyleyse, ayrılınca, neden cinayet gibi sarstı bizi bu iş?
Ah! Biz kendimizi az tanırız,
Çünkü bir Tanrı buyurur içimizde.
O zamanlar henüz duvağının çevresinde oynarken,
Sana bir çiçek gibi tutkunken
Kalbimi ince titreyişlerle saran
Her seste kalbini duyarken senin,
İnançla ve özlemle henüz
Zengin,senin gibi,resminin önünde dururken,
En güzel şeylerini tanıdım bu dünyanın,
Gençlik saatleri çoktan akıp geçmiştir.
Nisan, Mayıs, Haziran ıraklara uçmuştur,
Tükendim yeter gayri zevki yok yaşamanın.
Hayatın çizgileri ne kadar değişiktir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!