Mülteci Yalnızlığım, Filiz Nur Atalan, Dolunay Yayınları
TYB yayınlarından çıkan YİTİK GAZELİM Deneme kitabı
Eserleri
Bir şairin mülteci yalnızlığı
Mülteci Yalnızlığım’ bir ilk kitap. Dolunay Yayınları arasında, çıkan kitapta Filiznur Atalan’ın, bir kısmı daha önce dergilerde yayımlanmış şiirleri yer alıyor.
Atalan için Su eksenli şair’ diyen Bahattin Karakoç, kitapta şairi şöyle tanıtıyor: Filiznur Atalan, Yahya Kemal’in ölçeklendirdiği gibi melale aşina’ bir nesilden. Şiir kumaşının ipliği, örgüsü, deseni oldukça sağlam ve albenili. Mülteci Yalnızlığım’ adlı bu ilk eseri, söylediklerimin en somut belgesidir ve genç şiir dünyamızın merkezindedir.’
Mülteci Yalnızlığım, Filiz Nur Atalan, Dolunay Yayınları
ŞAİR BAHADDİN KARAKOÇ'UN KAPAK YAZISI:
BU KİTABIN KÜNYE BİLEZİĞİNE DAİR
“YİTİK GAZELİM” günümüz şairlerinden Filiz Nur Atalan’ın, kendi deyimiyle deneme bana göre ise bir deneme–mensur şiirler kitabıdır. Bu kitabın künye bileziğine ne yazılırsa yazılsın hepsini de kaldırabilecek, sindirebilecek güçtedir. Dili güzel ve kıvrak, bakış açısı çok evrenseldir. Yitik gazelimin içindeki metinleri okurken sürekli derinlere, sürekli uçlara çekti beni. Kılavuzluk eden ses de, düşünce olarak şekillenen inşâ örgütü de mükemmel. Kumaşının ipliği sağlam, desenleri çarpıcı, boyaları uçmaz, dökülmez cinsinden. Soyut açılımları az ya da abartılı buluyor, somut örnekler mi istiyorsunuz? “SUSUN” ve dinleyin:
“Kulaklarınız sağır, gözleriniz âmâ olsun! ... El yordamıyla bulun indiğiniz basamakları. Aşk karanlığınızı nura çevirmiyorsa aklınız kürsüden düşmemişse hâlâ, bir kadının gözlerindeki hüznü anlamıyorsanız, işaret parmağınız kalbinizin kanayan yerinde değilse ve göğün çanağından bir katre yağmur yağmamışsa üzerinize, geceyi çekmemişseniz uyku diye uyanıp içinize, bütün isimleri unutup bir O’nun tesbih etmiyorsanız, ummanında bir kulaç dahi atamamışsanız secdesinde, açılmamışsa kuşluk vakti elleriniz semaya yazık; yazık ki,
Aşktan nasip/sizsiniz! ...
Balzak vârî destek cümleciklerle beslenmiş uzun bir cümle biçiminde ifade edilmişse de ifadede eğreti bir taraf yok. Her harfi cins bir at gibi koşturmasını çok iyi biliyor şair Filiz Nur. Diyeceğim şu ki, kaba bir kütük iken hızarda biçilmeyen, tornada açılmayan, yontulmayan, kabuk atıp incelmeyen potansiyel yalın bir değer olmaktan öte ne ifade eder ki?
Şu ifade de değerli şairimiz Filiz Nur’dan:
“Hava puslu, yüreğim bir garip göç başlar eylül bitince… Gidenlerin arkasından bakmak gibi bu…
Toprak kayıyor ayaklarımdan, bir örtü yüzüme yapışıyor…
En çok da gözlerine bakıyorum… Perişan gazeller geliyor dilimin ucuna. “Eyleyip şehper-i Cibril’den ey meh yeleğin” Ok’u geçiriyorum içimden, hayreti takıyorum ardıma, çenemin çukurundaki kuyudan su içiriyorum serçelere…
Gözlerimin âmâlığında, gül bebeleri kokluyorum. Uçuklarını öpüyorum bebelerin, sağıyorum sütümü ağızlarına…
Gözlerimde Yusuf’un gömleği… Sırra dokunmak için terk edilmiş şehirleri dolaşıyorum, azad edilmiş kölelerin avuçlarından su içiyorum, hiçbir şey sürpriz…”
Özetlersem: ince bir şairdir, usta bir şairdir, duyarlı bir şairdir Filiz Nur. Yitik Gazelim sıradışı bir kitap. Okunması gereken bir kitap. Beğendim. Her okuyucunun da beğeneceğine yürekten inanıyorum. Filiz Nur ve kitabını yürekten selamlıyor, yazarına elinize sağlık, kaleminize kanatlı bir güç temenni ediyorum. Selam ve sevgilerimle…BAHAETTİN KARAKOÇ
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




-
Ahmet Faruk Türkyilmaz
-
Ahmet Faruk Türkyilmaz
-
Arif Baltacı
Tüm YorumlarSeni Ankara'da, Üstad Bahaeddin Karakoç'un yanında ve iltifatlarına mazhar gördüğümde, senin hakkında düşündüğüm ve söylediklerimin biraz eksik olduğunu gördüm..
Lisanıyla-hali aynı olan,savunduklarını hayat felsefesi olarak yaşayan ve gerçek tesettürün ne olduğunu sergileyen mükemmel bir şahsi ...
FilizNUR hanım/Nam-ı diğer HEMŞEHRİM......
Hani; çiseler ya bazen, nemlenen yaprakların zarifçe boyun büktüğünü görürsünüz.
Çok güçlü, dayanıklı ve mücadeleci olduğu halde bana hep bu görüntüyü vermiştir..Oysa ne fırtınalar, kasırgalar ve tûfanlar atlatmış, bükülmemiştir..
Kuvvetli ...
Filiz Abla bu sitenin yön gösterici şairlerinden... Desteğin için saol ve sakın biryerlere gitme abla...