Fatma Leyla Deniz Şiirleri - Şair Fatma ...

Fatma Leyla Deniz

ölüm, enkaz altında
ölüm, puslu havada
ölüm, sönen günde
bıçak sırtı gecede;
ölümü çağıran gecede ve
yağmur grisi bir sabahta ölüm

Devamını Oku
Fatma Leyla Deniz

Sabahyıldızı bir hırsız gibi uyandırdı beni
Bir kartal gülümseyişi buğday tarlasından geçti
Yılanlar ilk sütünü içerken
Çakıl taşları tuzlu
Lodosla güreşir bir kanat gölgesi
Bir iğde kokusu savrulur rüzgârla

Devamını Oku
Fatma Leyla Deniz

yeni doğan gün ayaklanır
güneşte kınalanır mineler
yağmurda yıkanır çimenler
seherde yeşerir gelincikler
kırlangıç belleğinde taşır
ıhlamur kokusunu

Devamını Oku
Fatma Leyla Deniz

Hakikatin kalbi mavidir
Gökyüzü mavi
Su daha da mavi

Ovalar ne kadar geniş
Dağlar ne kadar yüksek

Devamını Oku
Fatma Leyla Deniz

Zemheri baharlar
sararan güzleri toplamış
bomboş kış iskelesini bekleyen
yalnız martılar
denize mıhlanmış ellerim
iliklerime işlemiş masmavi hüzün

Devamını Oku
Fatma Leyla Deniz

Aşk perdede saz çalar
bu ahengi işitecek âşık nerde
her nefes âşıklık yüzünden
bir destana başlar
her zaman başka bir nağme çalar
her nefes bir mızrap ile şarkı söyler

Devamını Oku
Fatma Leyla Deniz

belli ki incinmiş güneş
baksana; her gün ürkerek doğuyor ufuktan
olgun meyveler dökülüyor
rüzgârlı ikindi sonraları
yapraklar da dökülüyor peşi sıra
öğle vaktinde

Devamını Oku
Fatma Leyla Deniz

kar ve ayazla
sel ve çamurla
sarmaş dolaş
kerelerce üşüdüm
bekliyorum
bir türlü gün doğmadı odama

Devamını Oku
Fatma Leyla Deniz

taze bir ölünün başında beklerken taş
hüzün; yükünü yıkar boşluğa
yalnızlık; okunmamış bir sözcük gibi kalır geride
ve zaman geçer

bükülür gülün rengi yorulunca

Devamını Oku
Fatma Leyla Deniz

Herkes gök mavisi giyinmişti. Bir mavilik çökmüştü ortalığa. Sokaklar mavi. Sonra gece oldu bir anda. Yol karanlık. Ve ince ince bir çizgi… Geceye tek başla bakıyor. Karanlıkta sessizlik değişiyor birdenbire. Hele tan ağarmadan önceki saatler dehşet. Keşke bir kapı açılsa biri bir şey söylese.
Gece damarlarından geçen kanı kulaklarında duyuyor. Yağmur kadar siyah ve yoğun. Çılgın ve sağır eden şelalenin uzak sesini duyuyor. Ve kayalardan yamaçlardan gürültülü düşüşünü. Baş ağrısı çılgına dönmüş bir kuş gibi, bir şakaklarına bir alnına vuruyor.
Artmış intra abdominal basınçla oluşan periferik bulantı hissine karşı koyamıyor.
İstemediği vomiting gerçekleşiyor. Ardından sol kolunu saran ince ince ısırıklarına tutuluyor karıncaların. Karnında nefes nefese kalbi, aortuna kan pompalıyor hızlıca. Korkusu hayatını netleştiriyor. Ve korkuyu pompalayan damarları karanlığı emiyor. Hızla yüzünde ellerinde hiperemi beliriyor.
Bu; belirsiz bir varlık sezgisiydi sanki sadece atardamarlarının hissettiği. Küçük küçük berrak yağmurdu belki de, damarlarını sevindirecek olan. Ama hiç görünmeden çekip giden, kendini daha bildirmeden. Bir deniz yığını sığacak oldu damarlarına, dalganın köpüksüz tortusu ile…
Sonra emboli.

Devamını Oku