FATMA-HAMARAT ŞİİRLERİ

FATMA-HAMARAT ŞİİRLERİ

Kul Himmet

Fatma Ana özün dara çekince
Gözünün yaşından sel olmadı mı
Ah edip gözyaşm yere dökünce
Üzüm göğerip de dal olmadı mı

Üzümün dalından bir üzüm oldu
Muhammed kopardı eline aldı
..

Devamını Oku
Şah Hatayi

Dost!
Kerbela Çölünden Fatma anamız gelmiş
Bakında Fatma Anamız dardamı darda
Ondaki Kalb müsahip kalbi
Bakında Fatma Anamız dardamı darda

Dost!
..

Devamını Oku
Ruhsati

Sabahtan uğruma çıktı
Gider iken suya Fatma
Aklım idrak eylemedi
Bu sendeki huya Fatma

Başında puldan fereyi
Yükledim gamı kirayı
..

Devamını Oku
Behçet Necatigil

Saksağan akıllı hayvan,
Gaipten haber vermişti
Nuh'un gemisinde bir zaman.

Öter bahçedeki dalda:
Gözün aydın, gözün aydın!
Mektubum olduğunu yolda,
..

Devamını Oku
Johann Wolfgang von Goethe

Salın gitsin inatcı firarı!
Ona her nasihat beyhude;
Hamarat fanide ısrarlı,
Hoş göç eder ebediyete.

Böylece beşeri kazanır zinde
Ardı ardına o körpe kudreti;
..

Devamını Oku
Ignac Kunos

Ufacık tefecik kuşlar
Yalı kenarında kışlar
Softalar temcid veriyor
Fatma pilava ya(ğ) haşlar

Halayıklar halayıklar
Ocak başında sayıklar
..

Devamını Oku
Şah Hatayi

Bugün mâtem günü geldi
Âh Hüseyn ü vâh Hüseyin
Senin derdin bağrım deldi
Âh Hüseyn ü vâh Hüseyin

Kerbelâ’nın önü yazı
Yüreğimden çıkmaz sızı
..

Devamını Oku
Ruhsati

Yamacımdan giden dilber
Hele dön beri dön beri
Kalbinde iman var ise
Hele dön beri dön beri

Senin ile hoş pazarım
Mecnun oldum hep gezerim
..

Devamını Oku
Attila Aşut

Umudu öldürüyorlar yavrum
baharda kuşları
balaban düşleri öldürüyorlar
yalansız gülüşleri
bal özü öpüşleri öldürüyorlar.

En güzel şeyleri öldürüyorlar yavrum
..

Devamını Oku
Şah Hatayi

Dön beri dön beri yüzün göreyim
Ben seni Ali'nin yoluna saldım
İkrarı boynuna zencir olası
Ben seni Ali'nin yoluna saldım

Yarden ayrılmışam bu gündür yasım
İşitsün avazım dinlesün sesim
..

Devamını Oku
Ozan Efe

hep hüznünü yaşadım okuyunca öykünü
çay demine söyleştik hamarat kardeşinle
sevinç gibi beyninden giriverseydim dünü
uzun süre eğleştik hamarat kardeşinle

tarla dergisinden mi geçti ömrün yarıdan
neydi bu sevide kült farkı yokmuş arıdan
..

Devamını Oku
Cemil Gökdemir

Çalışkandırlar,durmak bilmezler
Köyümün hamarat şanlı kızları
Saygıda asla kusur etmezler
Köyümün hamarat,şanlı kızları.

Yaylada yayıktan çıkarır yağı
Tarlayı biçerler,yaparlar bağı
..

Devamını Oku
Uğur Yeniler

Dilerim Mevla’dan yolunuz, düşmesin yolsuzlara
Kimse çatmasın benim gibi; böyle soysuzlara”

İçinde olmayana; söz kar etmez!
Sonradan görmeye, valla güç yetmez
Çilemi anlatsam, altı ay bitmez
Hanımım hamarat çıktı neyleyim! .
..

Devamını Oku
İnci Germenliler

HAMARAT KARINCALAR

Sabah, sabah
Bir baktım ki
Allah! Allah!
Üşüşmüş evime
Bahçemdeki onca hamarat karınca
..

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/:
Hayalci Hıdır,
Hamarat Zeynep,
Ve çalışkan Saniye...
Oturduk,
Bir hafta sonu.
Yani biz gazeteci kardeşler,
..

Devamını Oku
Hatice Tural

Efendim Mehmet Samsun`un Bafra ilçesine bağlı bir köyde dünyaya gelmiştir. Fatma ise Mehmet ile aynı köyde yaşamaktadır. İlk okulda başlayan birbirlerine ilgileri ilerleyen yıllarda daha da güçlenmiş ve aşka dönüşmüştür. Mehmet, ailesini Fatma`yı istemesi için defalarca göndermiş, Fatma`nın annesi nedense bu evliliği onaylamamıştır. Mehmet`in yakınları bir araya gelip, Fatma`nın annesini ikna etmişler. Fatma`nın annesi isteksizde olsa bu evliliğe onay vermiştir. Fatma, Mehmet`e şehirde yaşamak istediğini ama çalışmak istemediğini söyler. Mehmet Fatma`yı kayıp etmemek için her şeye evet der ve evlenirler. Mehmet şehirde yaşamanın zor olduğunu ya beraber çalışacaklarını yada köyde yaşayacaklarını söyler. Fatma ikisinide kabul etmez. Şehirde yaşamak istediğini ama çalışmak istemediğini söyler. Mehmet, Fatma`nın sözlerini umursamaz İstanbula gelirler. İş ararlar.
Mehmet: Fatma bak iş bulduk galiba. Hizmetçi ve bahçıvan aranıyormuş.
Kapıyı çalarlar. Evin hanımı içeri alır.
Mehmet: İş için gelmiştik.
Evin hanımı: Hoş geldiniz buyurun. İsminiz nedir?
Mehmet ile Fatma: Ben Mehmet, ben de Fatma.
Evin hanımı: Ben de Mukaddes, memnun oldum.
..

Devamını Oku
Devrim Tülay


Mevsim kış, bugün güneş altın sarısı saçlarını nasılda savuruyordu yeryüzüne. Camın önüne oturmuş bu muhteşem doğuma tanıklık ediyordu Fatma. Hayat serüveninin son mevsimini yaşarken sevdiğiyle...

Karşısında altmışbeş yıldır aşkla baktığı gözler, yarı açık, hasta yatağında onu seyrediyordu.

-Yıllar seninle nasılda çabuk geçti

..

Devamını Oku
Fuat Eriçok

kirli çamaşırları attım makineye
deterjan ekledim özel kutusuna
gerekli ayarları yaptım
program
sıcaklık
kurutma süresi düğmeleri

..

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Henüz sekiz -dokuz yaşımdaydım. Köyümüze gelen çerçiciden iki tane bilezik, bir çift de küpe almıştım bir gün. Ama kulaklarım delik değildi. Oysa ben, küpeleri takmaya can atıyordum. O halde, kulaklarımın delinmesi gerekiyordu. Bunun da çaresi vardı. Köyümüzde bir Fatma Ninemiz vardı. Onun bilmediği yoktu. Bilge bir kadındı. Herhangi bir sıkıntısı olan, hemen Fatma Nine’ye koşardı. Turşunun nasıl kurulacağı, asma yapraklarının nasıl salamura yapılacağı ve bu işin püf noktaları hep Fatma Nine’ye sorulurdu. Hastalanan hayvanlara ne içirilmesi gerektiğini bile bilirdi. Gençlere o akıl verir, yanlış yapanlara o nasihat ederdi. Nazara gelenleri okur, haylazlık edenlerin uslanması için dualar ederdi.

İşte bu Fatma Nine kulak da deliyordu. Biz çocuklara yaklaşımı da çok iyiydi. Bazı ihtiyarlar gibi çocukları kovalamıyor, bizi azarlamıyordu. O nedenle Fatma Nine’yi çok seviyordum. Hem bir gün bana paçalı don(pijama) bile dikmişti.

Ben de ona gittim, kulaklarımı deldirmek için. Bütün cesaretimi toplayıp, kurbanlık koyun gibi dizlerine yatıverdim.Aslında çok korkaktım.Ama güzel olmak için her şeye razıydım. Bir an önce küpelerimi takmak istiyordum. Küpelerle çok güzel bir kız olacağımı biliyordum(!) .Fatma Nine kulak mememi tuzla ovdu uzun süre. Önce gıdıklandım, sonra hissetmez oldum. Ovdu ovdu, ucunda iplik takılı olan iğneyi kulak mememe aniden batırıverdi. Ve ipliği kulak mememden geçirdi.

Kulağımdaki acının diğer ucunu ayak parmaklarımda hissettim birden, ürperdim. Saniyede aynı acı,vücudumun en uç noktasına ulaşıvermişti. Canım yanmıştı, ama hiç belli etmedim. İpliğin iki ucunu birleştirip düğümledi Fatma Nine. İşte kulağımın biri delinmişti. Çaresiz ikincisi de delinecekti. Tek küpeyle gezemeyeceğime göre, sabretmeliydim. Canımın yanmasına razı olmalıydım. Zaten ben sabırlı bir çocuktum. Annem benim için, “Benim kızım Ramazan ayında doğduğu için sabırlı,” derdi. Ben de annemi hiç yalancı çıkarmazdım.
..

Devamını Oku
Zikrettin Karaca

Sen anlat Fatma bacı,
Ellerindeki çatlakları nasır ve göz yaşlarını,
Kirpiklerine kadar çamurla savaşıp,
Bir lokma ekmeğin zorluğunu,

Sen anlat Fatma bacı,
Doğallığın ne olduğunu,
..

Devamını Oku