benim de
çakıl taşlarım vardı
içimin gecelerince ısınan
kerpiç duvarlı konakların avlusunda
suların beklediği ölümsüz zamanlarım
ağustos hep çalımla gelir eylülün kapısına
sırtında ay ışığı ve binlerce umut
avuçlarında geçmiş mevsimlerden yıldızlar
içinin sarı yapraklarında erirken zaman
bazen zaman kırlangıç kanatlı şiirlerle akar
içimizin nehirlerinden
kıyılarında sessizliklerin sesi
gülüşü son kez çiçek açan kadınlarla
suskun bir ormana nefti yeşil
"biz böyleyiz ya şimdi
hani yorgun, bitkin
ertelenmiş hayallerin kısır bahçelerinde
açmayan kiraz ağaçlarının gölgesinde hayıflanan... Ahmet Kırmızı"
biz böyleyiz ya şimdi
sabah erken Ahir dağı dumanlı
severim dağları bir alıcı kuş
uyudu uyandı bir uzun hava
yüreğimde açan acı kırağı
kıl çadırda mavi gözlü çocuklar
şimdi İstanbul'da
sarı yeşil sonbahar olmak vardı
eteklerinde ibrişimden yapraklar
gözlerinde gökyüzü
ve rüzgarın unuttuğu
"sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!" Hasan Hüseyin Korkmazgil
yaşamak
sadece sevmek olabilirdi
yüreğin kuytularında gezinen
güvercin ayaklı bir şiir
"Neden yorgunluktan ve merhametten başka
Fotoğrafın yok evimizde... Şükrü Erbaş"
babam benim
neden sevgi ve fedakarlıktan başka resmin yok yüreğimde
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!