Gecenin bağrında çökerken sükût,
Yıldızlar hürmetle eğildi;
Zamanın hücreleri dururdu sanki bir an,
Senin nuruna değdiği vakitlerde gecenin bile dili.
Ey Habib! ey dünya servreri
Sen ki yokluğun karanlığından varlığın ışığına
Ümmeti taşıyan ilk nefessin.
Adını andığımda,
Rüzgâr bile edeple yavaşlar,
Gölgem bile titrer,
Gönlümün içindeki en gizli perdeler aralanır.
Sen olmasaydın, kutlu nebi
Aşk sadece yarım kalan bir heceden ibaret olacaktı
Gözyaşı bir yetim,
Kainat bir susuz çöldü.
Ve Sen geldin;
Toprak sevgiyi öğrendi,
Gökler kavuşmayı,
Kalpler ise teslim olmayı.
Ey Muhammed!
Sen ki atılan her adımın ardında
Rahmetin izini bırakan yürüyüşsün.
Sana bakınca dağlar hafifler,
Sana bakınca zaman yumuşar,
Sana bakınca insan, insan olur.
Ben ise yalnız bir kulum;
Ne sözüm yeter sana,
Ne nefesim ulaşır mühürlü salavatından gayrı
Ama bil ki
Senin adın geçse,
Yüzyılların içinden bir gül açar içimde.
Ya Resûlallah,
Sana dökülen bu sözler yetersiz,
Gökle yer arasında ümmetin fısıltısıdır dualar bu ögrettiklerin.
Ne yücelik iddiam var,
Ne değeri var kelimelerimin;
Sadece sana vurgun bir kalbin titreyen hitabıdır bunlar.
Ama bilirsin ya Habib,
Söz biter,
Kalem susar,
Ama senin adın anılınca
Gönlümde bir daha hiç sönmeyen bilki
Bir Miraç kandili yanar.
Kayıt Tarihi : 29.11.2025 02:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!