Ey çocuk!
Bizler, güzel ülkemizin topraklarının her karışını, cennet vatanımızın misak-ı milli sınırları içinde tek bir düşman dahi kalmasın, bütünlüğü bozulmasın, ay yıldızlı bayrağımız ilelebet dalgalansın diye kanlarıyla sulayan ecdatların torunları olarak, onların bıraktığı emanete ihanet etmeden Cumhuriyetimizi 100. yılına kadar onurla, gururla getirdik.
Şimdi bu şerefli görevi devralmak sana düşüyor. Yoluna; andımızı okumanı yasaklayanlar, İstiklal Marşımızın bestesini uyumsuz bulanlar, yaşıtlarını çocuk gelin, çocuk işçi yapmaya çalışarak sırtından para kazanmaya çalışanlar, kirli ellerini bedeninde gezdirmek isteyenler ve onları affetmek için her türlü hukuksuzluğu uygulayanlar, örümceklenmiş beyinlerinden sızan ağlarını tertemiz beynine atmaya çalışanlar çıkabilir. Bizim kılavuzumuz büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve ilkeleri oldu. Senin de kılavuzun bu olsun. Soylu bayrağımızı, şanlı Cumhuriyetimizi gelecek yüzyıllara ulaştırmanız için bu asil görevi sizlere devrediyoruz. Biz çocuklarımızı böyle yetiştirdik. Sizler de böyle yetiştirin ki Cumhuriyetimiz hep var olsun.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.



