Yalnızlığın ve yalnız kalmışlığın kokusu sardı evlerimizi...
Hani biz küçükken daha,
Seneyede giyilir diye üzerimizde emanet duran bayramliklarimizi giydigimizde , Ellerimizin kına kokusuna, 80 derece limon kolonyası kokusu karıştığında, bize uzatılan rengarenk sekerlikten,daha sıra gelmeden hangi şekeri alacağımıza karar vermeye çalışırken daha,
Çalan kapı ziliyle kalabalıklasan evlerimiz , Türk kahvesi kokusunda dolaşan çocukluğumuz , yerini tek tarafı çöken üçlü koltuklarımıza bıraktı.
Sen kahkahalarımızın yerini sükunet aldı...
Bir çocuğun başını oksamanin yerini korkular, Yaşlı ziyaretinin yerini huzurevlererine girmenin yasak olduğu zamanlar aldı...
Şekerlikler dolu bitmiyor,
İsimsiz, sorgusuz bir aşkın solgun mısraları
Tümcelerimde boğulan
Surların ihtilal geceleri
Göz kırpıyor Mezopotamya'nın ıslak güneşine
Sırtımda yüzyıldan kalma yanıklara
Devamını Oku
Tümcelerimde boğulan
Surların ihtilal geceleri
Göz kırpıyor Mezopotamya'nın ıslak güneşine
Sırtımda yüzyıldan kalma yanıklara




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta