Gelmeyen vuslat mı, bu aşk ya rabbi,?
Eyüb'i sabrımız, kalmadı gitti.
Gülmeyen vuslat mı, bu aşk ya rabbi?
Sevdamız muradı, almadı gitti.
GELSİN
Şu maznun nefsimi, varsa bir tartan?
Alsın tartısını, buyuran gelsin.
Rızkından geriye, varsa bir artan,
Nefsin artısını, doyuran gelsin.
GEREK
Adem helâkını, kaderden sanar
Halbuki ihlası, takınmak gerek,
Kul kendi vicdanı, içinde yanar.
Öyle kolay değil Sokrates olmak;
Engizisyona baş kaldırmak gerek.
Ölümü seçip de ölümsüz kalmak;
Baldırana parmak daldırmak gerek.
Ölüm dediğimiz dönüşüm dostum,
Gün olur ben senin, gönül ağından,
Çıkıp da giderim, sanma sevdiğim.
Dermesem de gülü, gönül bağından,
Çekip de giderim, sanma sevdiğim.
Kime uzun kime, kısadır ömür,
Bir düş gibi gelip, geçer de gider,
Sanmaki baki bir, yasadır ömür,
Bir kuş gibi konup, uçar da gider.
Yalan dünya bir han, insanlar mihman,
GİDİYORUM
Yalan dünya üzerinden,rüzgar gibi geldim geçtim.
Ömür denen yol tükendi,sona doğru gidiyorum.
Bazen engin bazen yüksek, bir kuş gibi daldım uçtum.
Kanat kırık kol tükendi,hana doğru gidiyorum.
Gayrı buralarda, durulmaz gönül,
Bu yara ey'olmaz, "deh" de gidelim,
Sevda yarasına, sürülmez gönül;
Cananın merhemi, "sahte" gidelim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!