Erdal Ceyhan Şiirleri - Şair Erdal Ceyhan

Erdal Ceyhan

Bir Beyaz Gül

Kırmızı gülde tutku var
Beyaz gülse aşkı fısıldar.

Kırmızı gül bir şahin

Devamını Oku
Erdal Ceyhan

Zamanın
o gizemli yolları
yokoldu.

-Geriye bir çöl kaldı-

Devamını Oku
Erdal Ceyhan

Yırtıkları onarıyorum ve yatakları yapmalı
Ne yazık ki seyredemem kızıl güneşin batışını
Dağların ötesine öylesine, ne de
Düş bile kuramam, çalışmam gerektiğinde
İş beni çağırıyor; gitmeliyim
Yatakları yapmalıyım; başka- yeri süpürmeliyim

Devamını Oku
Erdal Ceyhan

Bu sonuncu kalem yargıcın kırdığı
Yarın asılacaksın bir ipin ucunda
Bir şarkı olacak o güzel ömrün
Ormanın koyaklarında şakıyan bir kuş olacak.

Yarın götürüp asacaklar seni,çünkü suçlusun

Devamını Oku
Erdal Ceyhan

Heyhat ettik,eyvah ettik Hayyamı yadettik
Bir güzel adem için içten feryat ettik
Hayyam mayyam der iken ukbada
Bir güzel günü de feryadla berbad ettik.

Devamını Oku
Erdal Ceyhan

Çoluk çocuk ağlaştık,
Duyduk ki Sibel öğretmen gidiyormuş,
Bizim Van’ın Ortaköy’den Bursa’ya
Atanmış, gidiyormuş…

Çoluk çocuk oturduk ağladık

Devamını Oku
Erdal Ceyhan

7.Kalıcılık:

Kim dünyada bir eser bırakmadan gitmek ister? Böyle insanların sayısı çok mudur? Öyleyse insan bu dünyaya ne için gelir? Bu sorular felsefeyi ilgilendiren sorulardır ama aynı zamanda insanı ilgilendiren sorulardır. İnsanın kendisi kalıcı değildir, “Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti..” halk arasında yaygın olarak bilinen bir dizedir. Her gelen bakıp geçecek ama insanların bir bölümü kendileri gittikten sonra dünyada bir eserinin kalmasını isterler.Ünlü bir deyişe bakacak olursak.. “Dünyaya gelen her çocuk Allahın insanlardan ümidini kesmediğini gösterir, “ der. Ve insan dünyaya bir misyonu yerine getirmek için gelir. Kimileri bu sözü de alaya alabilirler.. “Misyonumuz filan yok bizim,” diyebilirler. Ama “İdealist” inançta olanlar, dünyada onları bir görevin beklediğinden emindirler. Ve bu görev dünyada ilelebet anılacak bir eser ortaya koymaktır.

Kimisi bu eseri, “Benim eserim çocuklarım; birisi mühendis, birisi doktor; birisi de avukat..Daha ne olsun..! ” diyebilir. Evet, onun eserleri çocuklarıdır. Kimi, yaptığı evlerle, köprülerle, anıt eserlerle anılmak ister..Her halde her meslek dalının kendine göre bir eser verme biçimi vardır. Sanatçılar da yaptığı heykeller, resimler,bestelediği şarkılarla anılmak isterler. Ama,herkese kolay gelen, her eli kalem tutanın kolayca eser verebileceğini sandığı bir alan daha vardır. Edebiyat. Ne diploma ister, ne de harç veya mala..Bir yazar veya şair asırlara dayanabilecek eserler yazma hayali güdebilir. “Bir şiir yazarım, dünyada değil ama, Türkiye’de beni tanımayan kimse kalmaz..” ümidiyle yazan nice şair vardır. Olanaklı mıdır? İşte Mehmet Akif Ersoy ve “İstiklal Marşı”, her sabah binlerce öğrenci bu marşla okula başlar, “güzel okuma yarışmaları” düzenlenir.. Ve bir şiir bir bayrağın yanında yurdun her yanında dalgalanır durur. Az şey mi bu..?

Devamını Oku
Erdal Ceyhan

Bugün 10 Kasım,ayağa kalktı çember sakallılar
Selama durdu yurttaki bütün vatansever türbanlılar

Ne var ufukta, Mustafa Kemal’mi geliyor yoksa
Dışardan gelip,Fethullah Hoca’mı gözüktü ufukta

Devamını Oku
Erdal Ceyhan

Biraz daha gayret, az kaldı
Az ötemiz ilkyaz
Mart da ne ki
Açarsa yaz, açmazsa kış…

Mart iki yüzlü bir ay

Devamını Oku
Erdal Ceyhan

5.Yazma Zorunluluğu:

Siz hiç. “şiir yazmasam, yazamasam hayat yaşamaya değer bir yer olmaz,” duygusuna kapıldınız mı? Belki değil, ama inanıyorum ki, şiire kendini öylesine kaptıranlar, “bağımlı” olanlar vardır ki, yazmasalar öleceğim duygusu içinde yaşarlar. Bu gerçek midir? Sait Faik öykücüdür bilirsiniz (güzel şiirleri de vardır) ; Sait Faik'in yazmasam ölecektim,” dediği yaygın bir söylencedir; aslının ise bir öyküsünün son cümlesi olan 'yazmasam çıldıracaktım' olduğu ise bir gerçektir.

Bazı insanlar yazmayı, dolayısıyla şiir yazmayı hayatlarının bir parçası haline getirmişlerdir. Bu bir “İç güdülenme” meselesidir. Bir iç ses ona “yaz” demektedir. Fakat, bazı durumlarda ise kişi zorunluluklardan yazar. Para kazanmak için yazar. Gerçi bu durum şairlerde çok rastlanmaz. Çünkü şiir para etmez; hatta çocuklarının şiirlerle uğraştığını duyan bazı babalar, “şiir ne zaman para etti ki, onunla uğraşıyorsun” derler. Evet şiir belki para etmez. Ama şair inanır ki dünya bir şiirin üzerinde döner. Her yazılanın temelinde şiir vardır. Şiirsiz bir dünya tatsız, tuzsuz ve anlamsız olacaktır. Şairler günümüzün ve geleceğin büyücüleridirler. Çok şair, çok şiir bu yüzden aforoz edilmiştir; yakılması, ipe çekilmesi uygun görülmüştür.Alın Nesimi’yi:
“bir cefâkeş âşıkam ey yâr senden dönmezem

Devamını Oku