Muş’ta doğdu. İlköğrenimini Muş’ta, orta öğrenimini Sakarya’da tamamladı.
1985’te Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi. Üniversite yaşamı boyunca çeşitli işlerde (pazarlama, sigorta, inşaat) çalıştı; iki yıl boyunca, bir gazetenin Trabzon temsilciliğini üstlendi. Sözcük derleme çalışması yaptı.
1987’den itibaren bazı dergilerde(Çıkın, İzmir İzmir, Papirüs, Miko, Bahçe, Berfin Bahar, Sis, Gençlik Dünyası) deneme ve şiirleri yayınlandı. Üniversite sonrası Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak dört yıl Mardin’de çalıştı.
İlk kitabını 1993'te, ikincisini 1998'de yayımlayan Engin Taş, 2009'da, Mordoğan Belediyesi 1. Ulusal 'DENİZE DİZELER' şiir yarışmasında üçüncülük ödülü aldı. Engin Taş, öğretmenlik mesleğini İzmir'de sürdürüyor. Bir kız çoçuğu babası ve bekar.
Eserleri
Denize Götürün Beni (Şiir,1993) ,
Bence Sen Evlenme (Roman, 1998)
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!