Sabahları 8:40 otobüsünde
kanlı kanlı yaşlar
var
bu kestane gözlerde
Senin için ağlarken
Mağarada yaşıyor gibiyim sanki
Arada bir ışık sızıyor pencereden ve kitaplardan
Ve zaman zaman sızlıyor bileklerim
Zamansız bir şekilde alıp da başımı
Ellerimde kelepçelerimi çıkartıp dağlara doğru
Ruhumu söküp de koşasım geliyor.
Geçmişe bakıp hüzünlenince
Gözlerim kararır
Damlalar akar ince ince
Aglarım kendime
Ve söylerim kendime
Tutmak isterim senin ellerinden.
Gel artık gurbet illerinden .
Mahrum etme beni ahu gözlerinden.
Ne zaman geleceksin sen?
Kulaklarımda çınlıyor, özlemişim sesini.
Özleyip de sarılamadıklarım var ya
Yaşlı gözlerimi kurutamadıktan sonra
Laleler toplayıp yanına varamadığım
Ellerimde bir avuç toprak var koyamadığım
Sinemde gizli yare var dolduramadığım
İzlediğim bir kare var artık yakamadığım
Ölümden sonrası yalan
Kalmayacak senden kalan
Kalmayız akılda falan
Ölümden sonrası yalan
Şu dünyada didinip dur
Nefesin her daim ensemde
Gittiğim her yerde daima benimle
Her şeyi bırakıp terk edip gitsem de
Dertliyim nasıl anlatacağım bilmiyorum çok uzun
Al yaralarımı sen deş al sana eldeki tuzum
Şen eyle gönlümü sen eyle gönlümü
Şefkatin yor beni sevginle yor ruhumu
Al senin olsun en sonunda sana verecektim zaten
Kalbim de ruhum da aklım da her şeyim senindir zaten
yaşam denen ırmağın suyunu sikeyim
amını da sikeyim gamını da sikeyim damını da silkeyim
şarabın sikeyim arabını da sikeyim kebabını da sikeyim
amına çaktığımın karbuz götünü de sikeyim
mazi denen şeyin ben mezarcısını sikeyim
anlamsız geçen vakti de sikeyim boşta dönen akrebi de sikeyim
kasım kasım kasılan kasım hainleri
takvimde yapraklar dökülüyor teker teker
ilk ve son baharda hesaplaşmamız gerek
kasım kasım kasılan kasım hainleri
ruhumu ele geçirmek üzere bekleyen histeri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!