Sevda!
Dün o lisenin bahçendeymişsin Sevda!
Saçında kırmızı gül, beyaz mendil elinde
Kimi ne merhaba demişsin, kimisine elveda
Adın hasret olmuş sonra aşığının dilinde.
Sevenin yüreğinde bir gökkuşağı
Dört mevsim her rengin harmanı olur
Sevgide zirve olmaz, dipsiz aşağı
Sevgiliden gelen çile, dermanı olur.
Bana inanmadın şiire inan
Simdi yapa yalnız kaldığımı
Yanık hasret türküleri çaldığımı
Adın; her nesneden önce aklımda kalan
Sensin ruhumu iklimden iklime salan
Bana inanmadın şiire inan...
Şikayet...!
Failisin mahzun, masum duygumun
Şikayetim sana değil kendime
Senelerce kâbusa dönen uykumun
Şikayetim sana değil kendime
SIR!
Bir söz söyle hiç söylenmemiş olsun
Aklım ve ruhum bu sözle dolsun
Bir sen kal bende! Her çiçek solsun
Toprağın toprağıma karıştığında
Siz fareli köyün kavalcıları
Söyleyin kim akraba kim hısım
Sahipsiz kovanın kem balcıları
Söyleyin kim dostunuz kim hasım
Sıla-i rahimi yitirdiğiniz gün
Nasihat...!
Yarada sızı, dertte sancı yarada sızı
Her sancı kalptedir, yara yürekte
Hangi dağa yaslanır anasız kuzu
Ezelden kanayan yara sürekte...
Sonbahar...!
Kuşlar üşüyor, hava soğuk insan da soğuk
Gönlü dilşad olanlarda ihsan da soğuk
Yavuz dilin döküp saçtığı lisan da soğuk
Sonbahar ömür ağacındaki yaprağı vurdu
Hayat bahçesinde bir ağaç daha kurudu
Sonbaharım...!
Benim yalnızlığımı bir sonbahar paylaşır
Hani gazeller uçuşuyor, rüzgar sert esiyordu
Senin gülüşün aklımda; içimde kuşlar ağlaşır
Aşk; iki kalpte nasıl da sevgiyle eğleşiyordu
Seninle ağlayıp gülsem ben künde,
Ellerin ellerimde olsa son günde,
Bedenimizin kefenleneceği düğünde,
Beraber biçelim tut ellerimden...E. Toprak




-
Ahmet Akkuş
Tüm YorumlarÜstad şaşırttın beni. Tebrik ederim gönlüne sağlık