Emre Anlar Şiirleri - Şair Emre Anlar

İnişli çıkışlı.

Emre Anlar

Akşam yine erkenden çöktü odama,
Kahvem soğudu, dalmışım bir ara.
Dışarıda hayat bildiği gibi,
Benim de kimseye yetişeceğim yok bu ara.

Pencereyi açtım, hava serindi,

Devamını Oku
Emre Anlar

Hiçbir işaret yoktu.
Gökyüzü sıradan, sokak sessizdi.
Ama içimde bir şey —
çoktan kararını vermiş gibiydi.

Ne zamandır arıyordum bilmiyorum,

Devamını Oku
Emre Anlar

Her şeyin olduğu gibi,
Bir zamanlar vardı ve şimdi yok.
Bir hatırlatma gibi,
Bir tek senin adını duyduğumda,
O eski günler gelir.
Bir an, o anı yaşar gibi olurum,

Devamını Oku
Emre Anlar

Bir kuytuda, yıllar sonra,
Bir anı gölgeler içinde kaybolmuşken,
Yüzün, bir sabâ rüzgârı gibi dokundu.
O kadar hafifti ki,
Sanki yılların ağırlığını
Bir anda unutmuş gibiydim.

Devamını Oku
Emre Anlar

Sessizce esneyen bir akşamda
gözlerimiz aynı ufka bakmıyor artık.
Gölgelerimiz yan yana düşse de
adımlarımız farklı yollarda yankılanıyor.

Her şey usul usul eskirken,

Devamını Oku
Emre Anlar

Gece, omzuma çökmüş bir yas gibi ağır,
Karanlık, damarlarımda sessizce sürünen bir yılan.
Gördüğüm her yüz, kendi çürüyüşünün yankısı—
Her nefes, gömülmemiş bir hatıranın kokusu sanki.

Rüzgâr bile sokaklarda tedirgin,

Devamını Oku
Emre Anlar

Gözlerimizin arasında bir göç var,
günler, tanelerini düşürerek akıyor.
mevsimler kendi gölgelerini sırtından atıyor,
biz hâlâ aynı cümlenin başında oyalanıyoruz.

Bir rüzgâr geçiyor aramızdan,

Devamını Oku
Emre Anlar

Her gün seni görmek ihtimaliyle uyanıyor içim,
sanki sabah, gönlüme gizli bir müjde bırakıyor.
Bir tebessümün dokunsa rüzgâra,
bütün kuşlar yeni bir şarkıya başlıyor.

Seninle değil belki,

Devamını Oku
Emre Anlar

Karanlık, geceye yük olmaz
ışık kendini saklamayı öğrenir;
her varlık, kendi gölgesinin ne kadar sessiz büyüdüğünü bilmeden yürür.

Bir söz düşer kimi zaman içe
ne adı vardır ne sahibi;

Devamını Oku
Emre Anlar

Gece, masanın üstündeki yarım bardak suya kadar ilerlemişti. Perdeler kıpırtısızdı, sokak çoktan kendi sesini unutmuştu. Bir piyano çalıyordu uzakta. Belki gerçekten bir yerlerde, belki de yalnızca benim içimde. Aynı nota, aynı tuhaf bekleyiş... Sanki biri kapıyı çalacakmış da son anda vazgeçmişti.

Sandalyenin sırtında bir ceket, kitabın arasında kurumuş bir yaprak duruyordu. Ne zaman koyduğumu hatırlamıyordum. İnsan bazı şeyleri bir yere bırakıyor, sonra yıllar geçiyor ve o şeyler olduğu yerde kalırken insanın kendisi değişiyordu. Bazı eşyalar bizden habersiz yaşlanıyor, bizse onları bıraktığımız günkü gibi sanıyorduk.

Saat ilerliyordu ama gece bir türlü geçmiyordu.

Devamını Oku