Siz hiç yatağınızda yalnızlığınıza gömüldünüz mü?
Siz hiç yanarken dondunuz mu?
Siz hiç yaşarken bir hiç oldunuz mu?
Siz hiç hissederken öldünüz mü?
Yıktı taşlardan kaleler
Akan kanlardan mahsenler
Sabra sunulan cevherler
Ak alınlarından zaferler
Biten mermiler süngülerle dolsun
Tek elli ölüm gelenden korkmaz
Son olur bu zamana karşı akan yaşamlar
Vakit dolar ağladığımda
Yeminli kalmışım düşünmeyeceğime
Asılı kalmış çamaşır gibi üşümüşüm
Hatrı sayılır vaziyette kalkmışım masadan
Yine yalnızlığımla kendi kendime kaldım
Hüsranla dolu gözlerimle kaldım
Hiçsizlikte,boşlukta kaldım
Geriye dönemez hatalarımı unutamadım
Sevilemedim yoksun kaldım
İhtirasına yine yenik düştüm kalkamam geri
Menfaatlerin kalmadı mı artık yeter yaptıkların
Esaretin bedeli bu olamaz çektiklerimden usandırdın beni
Bıkmış insanlardan
Yorulmuş sıkılmış
Kalbim sana bu kadar inanmışken
Söktüğün duygumla uğurlamışken
Taze canımla acımı deşerken
Derim yabancı gelir ben izlerken
Hayalim uçar yıldız süzülürken
Ne sen bekledin beni
Ne de ben bekledim gelmeni
Ne farkı varki zemherilerin aslı
Ne de aynı yüzün bağlı
Ben seçtim seni kalbimiz ayrı
Ahu olan gözlere yaşlar biriktirdim kinlerin içinde
Zaatı şanımdan büyük aşka göğüs gerdim ölümün dibinde
Boğazın huzurunda akan yaşla gönlümü verdim zaafına dizinde
Feryada mahrur bahar yaprakları döktüm bahtımın teninde
Hasretime su döker gönlüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!