Ve fırtına koptu... Bir patlamayla, büyük bir felaketle değil; küçük küçük, eksile eksile gittin. Bir piyanistin parmaklarını, bir ressamın gözlerini feda etmesi gibi, sessizce çekildin hayatımdan. Şimdi elimde mahçup duyguların, o kırılgan kırıkların fotoğrafı var yalnızca. Bakıyorum yüzüne... Doğru cevabı olmayan, yarım kalmaya mahkûm bir sınavın tam ortasındayım. Sen yoksun ya; artık yeşeren mısır püskülleri de, çiçek açan o badem ağaçları da yabancı bana. Senin olmadığın her bahar, edepsiz ve yabancı göründü gözüme. Doğanın bu uyanışı, benim içimdeki kışa karşı işlenmiş bir suç gibi şimdi... Gittin. Ve sensiz gelen her mevsim, her zamankinden daha sert, daha amansız artık..."
Bir deniz bekliyorduk. Duvara çarpıp ölmesi gibi
özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
o su kıyısı uzakta. Dağıldım
yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem
Devamını Oku
özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
o su kıyısı uzakta. Dağıldım
yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta