Bir şiir yaratacağım yeni bir şehir yaratmış gibi.
Nasırlı ellerimin dokuyup işleyeceği bir kilim gibi,
mısra mısra işleyeceğim seni beyaz bir kağıda.
Bugün selamını söyledim kuşlara ,
beklediğim oydu dedim.
Gagalarında taşıdılar sözün doyuran güzelliğini.
Düşürdüler toprağa.
Bitmeyen o açlığa gözyaşlarımı sundum!
Toprak filizlenip açtı domur domur...
Sonra yaşlı bir rüzgâr esti,
onlar,
bedenlerine inat kanat kanat uçup çekildiler,
görkemli bir ağacın anne sıcaklığında ki oyuklarına.
Geldin mi?
Yok muydu?
Telaşı bende acısı dallarına yeni düşen bir ağıt mıydı?
Sonra yaralarının kabuklarına sardın kesilmiş bez parçalarını dualarla.
Duymuş muydu?
Duyar mıydı?
Duyacak mı?
Ve böylece,
yaşadık ölçüsüz kötülüğüyle bir yeryüzü zamanını.
Göç edip konuk olduk çokça,
ve devşirdik acılarımızdan
düz ovalara yayılan çocuk seslerimizi.
Tek isteğimiz yüzümüzü tanımaktı
kendi aynamızda!
Bir sevda öylece yarım kalırken!
Her şeye rağmen yaşadık diyebilmekti...
Ayna kırıldı!
Umut paramparça...
Onurdan çelikleşmiş omurgamız ise hâlâ dimdik!
Bir şiir yaratacağım demiştim yeni bir şehir yaratmış gibi!
Gel gör ki kendi şehrimin sütunları yıkık...
Ve ihanetin tetiğini çekmiştir
en sevdiklerimiz.!
Düşmüşsek de ölü değiliz...
Yaşıyoruz canımın içi yaşıyoruz, gözlerimizdeki son sevinci de eriterek
bu savaş meydanında.
Öyle ki,
hedefe sıkılan o son kurşun,
başkasının bağrında gülümseyip
açsın diye...
Düşsek de artık ölü değiliz!
Kayıt Tarihi : 23.06.2026 16:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!