Biliyorum; bazen dünya, içinde nefes alıp verdiğin bir yer değil de, üzerine yıkılmaya çalışan koca bir beton yığını gibi geliyor. Kalabalıkların arasında, herkes gülerken senin o sahte tebessümün ardına sakladığın yorgunluğu kimse görmüyor. Sesini duyurmaya çalıştıkça boğazında düğümlenen o kelimeler, aslında en çok senin canını yakıyor.
Anlıyorum seni; anlaşılmamış olmanın verdiği o soğuk kesik, bazen fiziksel bir ağrıdan daha gerçek. İçindeki fırtınayı dindirecek bir el değil, sadece o fırtınada seninle sessizce duracak bir gölge arıyorsun. Sen, kırıklarından sızan ışığı saklamaya çalışırken aslında en saf halinle parlıyorsun.
"Başkalarının baharını seyrederken, kendi kışında üşümekten yorulur insan; ama bil ki, o karda ilk izi bırakan daima en çok yaralanandır."
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta