Öyle klişe şeylerden bahsetmek için açmadım bu sayfayı. Omzumda başın falan değil eksik olan. Sen eksik kalan bir şiir gibisin. Herkes sonunu merak edecek bu şiirin. Elimde elin eksik olsa ne fayda? Biz koskoca bir şiirin sonunda kavuşmadıkça. Neyse zaten artık merhaba diyecek kadar bile değiliz birbirimizde. Ben burada gönül rahatlığıyla bizden bahsedebiliyorum. Nede olsa senin göremeyeceğin kadar küçük harflerle yazıyorum bizi. Görsen de kızacak değilsin elbette. Senin olmadığın bir coğrafyada biz olmuşuz çok mu? Çoksa eğer bunu da yazmam içimden söylerim. İçime de karışacak değilsin ya? Unuttum, içimdeki de sensin. Kaçış yok mu senden? Hem bu kadar eksik bırakıp hem de nasıl her tarafımda olabiliyorsun? Çok mu abartıyorum seni? Çok mu eksilttin beni? Bilmiyorum...
Bu arada ben seni hala...
Neyse bu da eksik kalsın. İsteyen istediği gibi tamamlasın bizi. Sen beni tamamlamadıkça, kimin umurunda?
13.08.2019 / 21:57
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta