Yine bir Ekim sabahında buldum kendimi.
Bir kahve molası, iki kitap arası.
Dışarıda sağanak hava, sanki gece karası.
Kaybetmişim kendimi.
Dalıp giderken sonsuzluğa,
Kayboldum tozlu sayfaların arasında.
Toprak değil, sen kokuyor her yağmur damlasında.
Yağmur yağınca sen oluyor kâinat.
Bak, karşıda duran çiçekler gülümsüyor,
Sırf bana inat.
Saatlerce birlikte ıslandığımız yağmuru,
Şimdi sadece camdan seyrediyorum.
Ve her bir virgülde yarım nefes değil,
Derin derin iç çekiyorum.
Sonu hüzünlü biten hikâyelerde bin defa ölüyorum.
O en sevdiğin kitabın şimdi sadece önsözünü okuyorum.
Kahvemi sen gibi yudumluyorum.
Bak, yine kitap düşünceler arasında kayboldu gitti.
Ve bir daha yokluğun canlandı gözlerimde.
Arıyorum seni sayfa sayfa,
Başkalarının hikâyelerinde.
Bulutlar yeminli seni bana hatırlatmaya;
Önce çise çise, sonra damla damla,
En son sağanak oluyor yaşlar gözlerimde.
Yudum yudum içtiğim cigaramda,
Duman duman atacakken,
Nefes nefes çektim seni ciğerime.
Yine aynı pencerede oturmuş,
Satır satır hasret okuyorum.
Her bir hikâyeye ayrı bir isim koyuyorum:
Kimi kavuşmuş sevdalar,
Kimi ihanetsiz dostluklar,
Kimi ise sadece senin gözlerindeki umutla bakışlar.
Neyse, yine de hep güzel biter benim hikâyelerim.
Çünkü sonunda hep sen var.
Kayıt Tarihi : 15.6.2025 19:45:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!