Her insan aşıktır.
İnkâr edilemez bir meseledir!
Denerseniz?
Hiç değilse sabah doğan güneşe aşık birini bulusunuz!
Ya da yağmurdan sonra toprak kokusuna?
Belki sokak kedisi Çamurlu’ ya?
Yürüyorum patikanın sonuna dek,
Geçiyorum yeşil ağaçları,
Az uzakta duruyorum evden.
Görüyorum kırmızı kiremit çatıyı,
Beyaz badanalı duvarları,
Usul usul duman üfleyen bacayı.
Güven bana, diye yankılandı ses,
Uçurumun buz gibi rüzgarları ikisini de üşüttü.
Gözleri bağlı olan tereddüt etti,
Rehberine güvenebilir miydi?
Seçim zordu, zaman kısa.
Bir yanda uçurum diğer yanda yabancı
Su ısıtıyordum,
Fokurdayan suya bakıyordum.
Hikayesini düşündüm neden sonra şu bir kap suyun.
Acaba hangi nehirlerle beraber aktı,
Hangi dağın karından eridi?
Gri bir bulutun içindeyken daha mı mutluydu,
Sessizliğin krallığı, hareketsizliğin hanedanlığıdır uyku.
İnsanın gücünü yitirdiği, kralların bile yenik düştüğüdür uyku.
Güç yavaşça çekilir ellerden ve ayaklardan,
Perde önüne iner gözlerin ve zihnin.
Artık sakin bir suda batan taş gibi sessizliğin ve hareketsizliğin zamanıdır.
Yaşam emareleri bir bir silinir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!