Düşünen Mimar Şiiri - Haydar Şahinbay

Haydar Şahinbay
105

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Düşünen Mimar

Nasıl başlamalı bir şiire: Felsefeyle septik
Besmeleyle dinsel, doğa dersen hintsel
Bir bakıma bulanık sulardan yıldız toplamak yaşamak
Bir bakıma kirli bir aynanda mutluluk aramak
Yaşamak, günün tavanında bir karmaşanın ortasına dalmak gibi bir şey
Veya kargaların imrenmesi yağmurun gözyaşlarına
Bazen acının katmanlarını obsesif bir haykırışla üst üste dizmek
Ve ondan medet ummak gibi bir şey olsa gerek
Halbuki böyle olmamalı
Bütün ağaçların en keskin rüzgârda bile
Dik başlı duruşuna benzemeli hayat
Neden neden akşamların ezberinde kanatıyor
Yıldızlar ayak sesleriyle güneşin batışını
Özenmek benim işim değil hiç bir şeye
Bana biçilen rolü, başkayla kıyaslamak yakışmaz bana,
Kan ve pıhtı ırmaklarından çoğaltmak için geleceğimizi
Varlığımı bırakmalıyım, bırakmalı bütün gevezelikleri,
Doğduğumdan şüpheliyim, ben hiç doğmadım belki,
Kim bilir doğmadan var oldum sizin içinizde.
Ya da ben öyle sanıyorum.
Ayaklarımın varlığından eminim
Her gün toprağa mıhladığımdan biliyorum tıknaz parmaklarımı.
Gülüyorum, gülmeliyim,
Çoğu giden bir yaşamın kalanında biçimlendirmek umudu
Usul usul akarak güneşten suya doğru gülmeliyim.
Uzakların afaklarında yol,
Veya hazzın son hududunda bağrışı ardıç kuşlarının
Ve bir ölünün bozulmaya yüz tutmuş kimyası
Hiçbir kimyagerin çözemediği çözeltide gaz sıkışmasında patlıyor ateş
Yürümeliyim
Parıltılı mağazaların pahalı sıcaklığına aldanmadan yürümeli
Sonra koşmalı koşmalı kan ter içinde kalana dek
Bu günlerde sağır ve kör olup her korkuya her aceleye koşmalı
Damarlarımda incelen suyumsu kaygan sıvının kımıltılarını duyumsayarak gırtlağımda
Ve nereye gittiği belli olmayan ırmakların kusmuğunda koşmalı
Bir insan ne uğruna ölmeli
Doğal bir gidişin ayrıcalığı var mı mesela
Biliyoruz hepimiz hayat oyununun figüranları yani
Sokak satıcıları, berberler veya mermere şekil veren mezarcılar..
Nereye varmalı
Son kaynağını çoktan bırakmış bıraktıkça uzayan nehirler,
En son nerede çoğalmalı insan.
Neye susmalı neye çığırmalı bütün sustuklarını..
Kendi ekseninde eşinen şüpheli bir telaşın kızları ve oğulları olmadılar hiçbir zaman
Oysa benim çığlığım bedenimde yaralar açmadı,
Ben ağlamıştım kapıyı gülerek açtığında annem,
Akşamları yine canlı insanlarla yiyip içiyoruz
Kahkahaya boğuluyor kredili yeni evin otuz metre karelik salonu,
Çocuklar odasında son teknolojinin şifrelerini çözmeye çalışıyor,
Varsa karım yemek hazırlıyor,
Misafirler övünmeye devam ediyor,
Saat 22 ye yakın,
Bir ona bakıyorum, koltukta iki seksen uzanmış mühendis adayına.
Bir perdenin kıyısından izliyorum sokak lambalarının camlara acemi vuruşunu
Onların ödlek ışıkları duvar kağıtlarına yapışıp kaçıyor,
Sadece ara ara görünen tek yıldız anlıyor söylediklerimi.
Doğal desem hintsel, psikolojik desem ruhsal
Belki varlığımız tek gerçek var ki canlıyız her halimiz tensel....
Uzun tırnaklı tüylü bir kedi olsaydım eğer
Ben bunları düşünürken,
Aptalların başkanlığına soyunan zavallı bir deli dersiniz bana.
Halbuki ben mimarım evrenin gelmiş geçmiş en ulu mimarı.
Evreni çoktan çözümlemiş güçsüz heyula
Tarihi küllemiş düşüncenin yanardağ misali ansızın köpürüyor düşüncelerim
Mesaiden dönerken patlayan yanardağ çağında yaşım
Semte yeni açılan marketin polyana kılıklı palyaçonun
Ben bütün hengamenin içinde yutkunuyorum
Beyaz kollarını kaldırımla antlaşarak ileri geri atan birinin
Onurlu yürüyüşü eşliğinde soluyorum
Evet, memnun etmek hep başkaca bekleyenleri memnun etmek.
Felsefi desem, septik, dinsel desem günah.
En yoz rüzgara asılı bir sığınmacının gözlerinden
Hayata küskünlüğü çağlıyor yaklaşan karanlığın alacasına
Sonra, gümüşi yağmurların yere çakılmasıyla
Şehvetin doruklarına varan karıncaların suya doyan ziyafetlerinde başlıyor bütün hikaye.
Yükünü üzerinden atmış bulutlar mutlu mesut
Ve siyaset senfonisini çalmaya hazırlanırken ay ve yıldızlar
Bir eczane çırasının önlüğü tezgaha bırakıp görevini yapmış olmanın bahtiyarlığı üzerimde.
Nereden bilebilirim ki bir süre sonra ne olacağını,
Sen bilir misin
Bir gün erken doğsaydın sahi sen sen mi olurdun.
Mavi gömleğim ütüsüz ama yarın illa onu giyeceğim
Ütü için zamanım varken hem de onu bu haliyle giyeceğim
Belki bir kabanla örteceğim kırışıklıklarımı
Ruhumdan bedenime uzanan kesikleri dikmeye zaman kalırsa
Bedava hayal kuracağım düşlerinde gecenin

Haydar Şahinbay
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 19:06:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!