Daldım bu sabah şehrin sükûnuna
baktım Marmara’nın incili gerdanına
bir inip bir çıkıyordu kalbi
üzerinde o kadar yük varken
neydi ruhundaki şifa
nasıl da güzel akıyordu
aktım ben de onunla.
Denizle et ve kemik gibiydim sanki
kulağımda ecnebi müziği
"bu sefer bir daha kolunda birini görürsem
delicesine içeceğim" diyordu
ve bu şarkı bana yazılmıştı inan ki.
Yağan yağmur altında gezine gezine geçtim sahili
nereye basmışsan aradım ayak izini
keyfini çıkarmak ahdımdı bu hazzın
aniden
irkildim çılgın birinin korna sesiyle
perde perde kısaldı ayak sesin
uzaklaştı göz bebeklerimden
bir hüzün aldı beni.
Elin neredeydi neden çektin
giyindiğim abalar ısıtmıyor beni
mıknatıs sendeki yürek
çekiyor beni anafora çeker gibi.
Maviyi arıyorum grilikler içinde
dolgun gözlerle baktım denizin derinliklerine
dalıp da kaybolsam
büsbütün kopsam senden diye.
Sahi,
senin oralarda hayal kuruluyor mu
yoksa hayallerden de mi uzaktasın
bugün gittim oturduğumuz Üsküdar’daki o kafeye
kalbim intizar etti ruhuma
gözlerim suskun
dudaklarım dilime küskün
garsona kaldırttım ikinci sandalyeyi
yemedim o çok sevdiğim Trileçe’yi.
Dayadım kollarımı sandalyeye
papatya ile dolu vazo gibi koydum masaya yüreğimi
bakındım etrafıma
tanıdık olmayan yüzler
havalanıyordu yürek bacalarından tüten sevgi sözcükleri
ne de güzel gülüyordu gözleri.
Adeta turisttim yurdumda
sensiz kimsesiz
kimseye değil sitemim
gönlümedir şikayetim
dilimin boşluğundan düşecekti ki küfür
tam acımı kusacakken
kalbime doldu şükür.
Çiğdem Çimen
Çiğdem ÇimenKayıt Tarihi : 2.2.2026 12:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!