Dûrr-ü Sükût

İsmail Erdoğan Tcpassenger
97

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Dûrr-ü Sükût

Dûrr-ü Sükût

Güneşe konduğumuz o tepelerden
süzülüyor zaman
Ateşi yakan ilk insan hallerimiz
Sefaret kurgusunda hanemizin gözleri...

İki kelamın aynası meyan
sıvazlıyor durmadan,
Sırrına erilmiyor suskuların
sesleniyor gökyüzünün o saf çocukları.

Gel!
Sesini özledim desem
Tenine ay doğuyor
kıldan ince sarı fırçalarla,
Başaklanıyor gece mavisi
dökülüyor zift gibi aynalara
yelpaze fırçalar
renklerin içinden...

Ama sen,

ekin tarlalarının dibinde uyu usulca
Rüyana karış
benden kalanla
sitemkâr ve yüzüme esrik bir rüzgar gibi

nefesinle es...

Tan düşerken gökyüzüne
Tanrının sesi gibi kızıl bir emir.
Yıldızlar yürür sabahın ellerine
Bir yanımız bahar çığlığı
Bir yanımız günden uzak
Bir yanımız geceden eksik

Biz o iki şairiz;
gece ve gündüz
biz o seher kadar güneşe talibiz
Martılar gibi gökyüzüne inat ederken
çetrefil şu karanlıkta bir zuhurât...

Ateşte kaybolan su...

Ona sormamalısın adını,
Dûrr-ü sükût kanar,
gece sarar yaralarını
gündüz temaşa eder.
Aşka kamaşıp duran da o
O kim ki dersin.

Bir görünüp bir kaybolur
işte zaman.

Birbirimize dokunamazdık
Çünkü sen de benim gibi
kendinden kaçıyorsun.

Her zaman içimizde büyürdü
Sükunet, inciler gibi...

Simon Bolivar Caddesine kar yağarken...

Hayal-et sevgilim.

Tcpassenger_ierdoğan
13.10.2026/Güzelçamlı/Aydın

İsmail Erdoğan Tcpassenger
Kayıt Tarihi : 17.10.2026 13:15:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!