şairin dediği gibi, sen bunalınca Mekke den Medine ye giderdin, ben nereye gidebilirim Ya Rasulullah... hic bir yere.. yine yatağımda başımı kaldırdım gözlerimi duvara diktim ve daldım iç alemime.. geceyi sevmiyorum, her geçişimde hüzn yakalıyor beni..
aslında 5 senedir kara kutuyla aramız limoni, ne o beni ne ben onu severim, yurtta bile yüzünü görmemek için sırtımı dönerim ama sesi kulaklarıma ilişiyor ne yazık ki, öğrendim ki, uzun bir zamandır ülkede manevi zelzele varmış, siyasetle aramızda uçurumlar olsa bile bizde etkilendik..
ne hırs Rabbim? hem kutsal beldeler, hem bütün dünya hem bizim ülke onların ellerinde... desene işgalciler yine iş peşinde.. beyaz saraya haber salmışlar, ordakilerde adamlarını bize yollamışlar.. baktılar ki dıştan olmuyor bizi içten içe yok etmeye başladılar.. heyhat ki kandık sinsi planlara..
efendim uyanalım artık, tehlikeli uykuya daldık...
73 fırka meselesini yanlış yorumlamış millet besbelli, orada kastedilen ehli sünnetin bir kolu değildi ki, biz ne yaptık, ocu bucu deyip hor gördük kardeşimizi..
efendim görüyorum maske takmış şu adam, dost gibi görünüp elinde hançer size doğru geliyor, nasıl olur? neden sizde görmüyorsunuz benim gördüklerimi? açın artık lütfen açın kapanmış gözlerinizi, nerden çıktı hakikate mani olan şu perde?
Resule kulak verilseydi, insanımız aynı delikten iki kez sokulmazdı..
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta