“Girdiğin günahlara, gerekir mi kehanet,
Seni bugün bitirdi, dünümdeki ihanet…”
Dün olsa belki senin bir nefeslik çağrına,
Koşardım derman olmak için varsa ağrına,
Oysa bugün rastlasam inan ki tam bağrına,
Bir dizi kurşun sıkmak istiyorum bilesin…
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




cok güzel elinize sağlık
**********Dün Aşktın Bugün Nefret
“Girdiğin günahlara, gerekir mi kehanet,
Seni bugün bitirdi, dünümdeki ihanet…”
Dün olsa belki senin bir nefeslik çağrına,
Koşardım derman olmak için varsa ağrına,
Oysa bugün rastlasam inan ki tam bağrına,
Bir dizi kurşun sıkmak istiyorum bilesin…
Nefret aldı içimde hasretinin yerini,
Sevdan gönül deryamda boyladı en derini,
Sayfa sayfa sen dolu mazimin defterini,
Ellerim ile yakmak istiyorum bilesin…
Girme rüyalarıma çıkma artık falımdan,
Kendini alıp da git bu sevda masalımdan,
İhanetin kuruttu seni artık dalımdan,
Yapraklar gibi dökmek istiyorum bilesin…
Nasıl kurtulur gönlüm bilmem bunca hüzünden,
Bir anda çıkmazlara saptı yolum düzünden,
Sol yanımda sızı var hepsi senin yüzünden,
Kalbimden seni sökmek istiyorum bilesin…
Razıydım hasretine dinmese de hiç sancım,
Bir zamanlar aşkımdın şimdi ise yabancım,
Dünümde boyun büktüm sensin benim utancım,
Yarına dimdik çıkmak istiyorum bilesin…
Dün aşktın bugün nefret gönlümde öyle varsın,
Yâdın acı veriyor dilime bile harsın,
Bende sevgin tükendi sanma ki artık yarsın,
Hayata sensiz bakmak istiyorum bilesin…
Ne ses ver artık bana ne bekle ne de çağır,
Sırtım dönük gözüm kör kulağım sana sağır,
Seni sevmiştim demek ölümden bile ağır,
Bu aşkı bugün yıkmak istiyorum bilesin…
13 / 09 / 2009 – ADANA
ERSİN KAYIŞLI
öylesi güzelki duygularımın tercumanı olmuşsunuz yüreğinize elinize sağlık teprikler saygılar
söndürülemeyen tek yangın yürekteki yangındır..onu tek bir varlık söndürür:ŞİİR. Sayın ERSİN KAYIŞLI sözcüklerin tılsımını yakalamış,..Keyif aldım yüreğimle eğiliyorum bu güçlü kalemin önünde
Tam bir Ersin Kayışlı şiiri olmuşşş...Hece kalıplarında dizelerin çağlayışı sizcileyin altın sırmalı esvaplara bürünmüş yine...Kutlarım dost...Saygılar
***Ne ses ver artık bana ne bekle ne de çağır,
Sırtım dönük gözüm kör kulağım sana sağır,
Seni sevmiştim demek ölümden bile ağır,
Bu aşkı bugün yıkmak istiyorum bilesin…***
bir sevdanın yokoluşu...
buruk bir acı ve hüzün veriyor şiir...
sevdaya ihanet...sevdaya riya...karışmışsa dahada acıtıyor yüreği...
tampuan...tşk.ler...
YÜREGINIZE SAGLIK eRSIN KARDEISM; BU KADAR DUYGU TUM SEVDA CEKENLERIN REHBERI OLUYOR
Kalem yazmış ama ne kıya bilirsiniz nede sıka bilirsiniz. vede bu vesile ile işte böyle güzel şiirler yazarsınız bizde tebrik ederiz selamlar.
Dün olsa belki senin bir nefeslik çağrına,
Koşardım derman olmak için varsa ağrına,
Oysa bugün rastlasam inan ki tam bağrına,
Bir dizi kurşun sıkmak istiyorum bilesin…
Nefret aldı içimde hasretinin yerini,
Sevdan gönül deryamda boyladı en derini,
Sayfa sayfa sen dolu mazimin defterini,
Ellerim ile yakmak istiyorum bilesin…
Girme rüyalarıma çıkma artık falımdan,
Kendini alıp da git bu sevda masalımdan,
İhanetin kuruttu seni artık dalımdan,
Yapraklar gibi dökmek istiyorum bilesin…
Nasıl kurtulur gönlüm bilmem bunca hüzünden,
Bir anda çıkmazlara saptı yolum düzünden,
Sol yanımda sızı var hepsi senin yüzünden,
Kalbimden seni sökmek istiyorum bilesin…
Razıydım hasretine dinmese de hiç sancım,
Bir zamanlar aşkımdın şimdi ise yabancım,
Dünümde boyun büktüm sensin benim utancım,
Yarına dimdik çıkmak istiyorum bilesin…
Dün aşktın bugün nefret gönlümde öyle varsın,
Yâdın acı veriyor dilime bile harsın,
Bende sevgin tükendi sanma ki artık yarsın,
Hayata sensiz bakmak istiyorum bilesin…
Ne ses ver artık bana ne bekle ne de çağır,
Sırtım dönük gözüm kör kulağım sana sağır,
Seni sevmiştim demek ölümden bile ağır,
Bu aşkı bugün yıkmak istiyorum bilesin…
************
Dokunaklı ifadeler yine yüreğinizden kopmuş değerli şairimiz.Kutluyorum sizi.
Harikaydı yine dostum..Biten bir sevdanın geriye bıraktıkları.. hissedilenler... Yüreğine sağlık..Beğeniyle okudum.. sevgiyle kal..Halim AKIN
Dünümde boyun büktüm sensin benim utancım,
Yarına dimdik çıkmak istiyorum bilesin…
..tebrikler
Bu şiir ile ilgili 79 tane yorum bulunmakta