Kırıyorlar dalları
duvarın
arkasında
ağacın gövdesinden ağıtlar yükseliyor
kızılca göğe
Adı meçhul nef-erler dizilmiş sıra sıra
denize sevdalı
akarsuyu
kurutuyorlar
yalan yanlış şarkılar eşliğinde
tül-bent oluyorlar yürekteki coşkuya
serde ne varsa
gönülde o olur diye düşünüyorsun ya/ telde neler var...
Es-erde ne varsa
o kalır
okuyanda
gözde ne varsa kirpiğinde dil yaş olur cihanda
kedere yoldaş/virane handa bağsız bağcıksız
esir düşmüş o civanda sor ki neler var!
Matemidir günlerin
güneşin
kaybolduğu an
mavinin sır olduğu/kızılın nöbette unutulduğu
ah vah diye sarıldıkça nice olur/canda canan
bakışlarda kaybolur isyan/bilinmez ki ne zordur
masum mudur zemheride fırtına gibi esen o rüzgar...
Diner mi, döner mi sorulmaz/insandır insan kolay yorulmaz
yolun duldasında dinlenen de var, koşan ha koşan
hancı olduğu kadar yolcudur da/ömrün koynunda sabırsız zaman...
Ağıtlar yükseliyor
kızılca göğe
kol kanat gerecekmiş dikenler
kırmızı güle, kanasın da rengi aksın/çıksın düzlüğe/gör ki ne var
beklenen yarındır belki/ dünkü velvele belki de...
Unutulmaz!
hırçın dalgaların arasında çırpınan sözler
coşkulu bir karşılama yapacaksa yapsın artık o garip gözler
esecekse essin
son nefesinde/yerle yeksan etsin duvarları yeniden
çıkacaksa ortaya eski güzler/olanca gücüyle o eski gürzler...
Küserse küssün kilide anahtar, sızar içeriye ışıktan/sonsuz isyanlar/ne dağ ister ne ova/ol sevda yürüyüşüdür bu/darda neler var!
Bülent Öntaş, 29/09/2025
Kayıt Tarihi : 29.11.2025 02:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!