Dost bildiğim hançerini saklamış,
Sırtımdaki yara derin, kan ağlar.
Vuran elin izi ruhu dağlamış,
Tanıdık bir koku yüreği bağlar.
Q
Arkamı dönseydim eceli bendim,
Lakin o kokuyla kendimden geçtim.
Sessizce yutkundum, öfkemi yendim,
Ben bu acı sonu bilerek seçtim.
Q
Aslanın yelesi kana bulansa,
Gözleri intikam ateşi yakar.
Dünya koca bir yalanla dolansa,
Yürekten süzülen bir nehir akar.
Q
Sırtımdaki hançer buzdan bir soğuk,
Nefesim kesilir, sesimse boğuk.
"Vuran kim?" diyerek feryat savurduk,
Cevabı kokunda bulduk ne yazık.
Q
Gözümün içine bakamazdın sen,
Korkaklık gömleği, çıkmaz ki tenden.
Neler feda ettim, bilsen gönlümden,
Şimdi yabancısın, koptun kalbimden.
Q
Sabrım bir deryadır, taşarsa fena,
Adalet elbet bir gün uğrar sana.
Zannetme bu yara kâr kalır yanına,
Vicdan mahkemesi kurulur sona.
Q
Gölgesiyle korkan tilkiler gördüm,
Aslanın yoluna tuzaklar ördüm.
Dostluk bağlarını elimle kördüm,
Ben bu ihaneti hayra mı yordum?
Q
Kokun sinmiş hâlâ kalleş pusuna,
Yazıklar olsun o dost yasasına.
Düştün artık nefretin kuyusuna,
Bakamazsın sevdanın aynasına.
Q
Kükrersem yer yerinden oynar sanma,
Sükutum asalet, sözüme yanma.
Sakın bir daha adımı anma,
Yalan baharlara bir daha kanma.
Q
Kalemim kağıtta son izi bıraktı,
Gözümden bir damla sitemkâr aktı.
Bu ağır ihanet canımı yaktı,
Garip Murat bu son noktayı taktı.
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 20:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!