Güneşin kaburgasından sızan o bakır sükût,
Kayaların alnında terleyen mağrur bir bulut.
Yamaçların nabzında titreyen o ince gölge,
Gözlerin: Hiçbir haritanın yazmadığı bir bölge.
Eteklerinde kekiğin ve sert rüzgârın kavgası,
Elin; toprağın dilsiz rüyasını sağan bir asa.
Adımın yankısı, uçurumun soğuk nefesinde,
Hapsolmuş bir kartalın o vahşi kafesinde.
Zamanın silsilesini bozan o çıngırak sesi,
Varlığın; bu sarp yalnızlığın tek mukaddes ayini.
Sen, dorukların saçlarını tarayan o sert ayaz,
Gönlümün kar beyazına düşen en koyu yaz.
Yıldızların sütünü sağarsın gece inince yere,
Bir sır gibi karışırsın o adsız derelere.
Aşkın; bir uçurum kenarında tutulan soluk,
Vuslatın; gökyüzünden dökülen ebedi bir boşluk.
Kayıt Tarihi : 18.1.2026 10:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!