O, gökyüzünün anlık, katılaşmış öfkesidir. Suyun nazik akışkanlığını terk ederek, acımasız ve keskin birer mermi haline gelmesi. Bir uyarı değil, ani ve zorunlu bir müdahaledir. Hiçbir yerde kalıcı değildir; sadece çarpar, hasar verir ve hızla çözülmeye başlar.
Her bir buz tanesi, havadaki büyük bir gerilimin sıkıştırılmış, minyatür bir kanıtıdır. Düşüşü, kontrolün kaybedildiği o kısa, gürültülü hükümsüzlük anıdır. Pencerelere vuran sesi, içerideki huzurun dışarıdaki kaosa karşı ne kadar kırılgan olduğunun kesintili bir ispatıdır.
Zeminde, anlık bir beyazlık yanılsaması yaratır.
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.
Devamını Oku
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta