O, gökyüzünün anlık, katılaşmış öfkesidir. Suyun nazik akışkanlığını terk ederek, acımasız ve keskin birer mermi haline gelmesi. Bir uyarı değil, ani ve zorunlu bir müdahaledir. Hiçbir yerde kalıcı değildir; sadece çarpar, hasar verir ve hızla çözülmeye başlar.
Her bir buz tanesi, havadaki büyük bir gerilimin sıkıştırılmış, minyatür bir kanıtıdır. Düşüşü, kontrolün kaybedildiği o kısa, gürültülü hükümsüzlük anıdır. Pencerelere vuran sesi, içerideki huzurun dışarıdaki kaosa karşı ne kadar kırılgan olduğunun kesintili bir ispatıdır.
Zeminde, anlık bir beyazlık yanılsaması yaratır.
Çileyi koklayıp gül niyetine
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime
Devamını Oku
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta