1983’den bu yana anı, köşe yazısı, deneme ve şiir yazıyorum. Basıma hazır, Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Ödülleri 2001’e aday olmuş, “beni bu bahar da affedin” isimli bir şiir kitabım bulunmaktadır. Ayrıca internette köşe yazıları yazmaktayım. 500’ü aşkın şiirim ve “Sahibine Mektuplar” isimli bir yazı serim bulunmaktadır. Çeşitli sanat dergilerinde ve gazetelerin sanat eklerinde yazı ve şiirlerim yayınlanmaktadır. 1993’de “Sana gül bahçesi vadetmedim” isimli romanı Bilkent Ünv. Tiyatro Bölümü öğrencileri için oyun haline dönüştürdüm. Geçen sezon British Council'in Londra'daki Tiyatrolarla birlikte organize ettiği 'Oyun Yaz' projesine katıldım. Şu sıralar bir tiyatro oyunu yazma aşamasındayım.
YAZDIKLARIMA İLİŞKİN: Hayatın her karesini gözlemleyebildiğim ve hayal edebildiğim ölçüde kağıda aktarmayı seviyorum. Manevi değerlerin giderek önemini yitirdiği günümüzde, yeni yetişen gençliğe maddenin aslında “hiçbirşey” olduğunu anlatmak istiyorum. Kişisel olgunlaşmanın yaşam boyu sürdüğünden yola çıkarak, kendini arayışın ve düşünmenin önemini savunuyorum.
İDEALİM: Varoluşumuza neden olan, bunu gerektiren ve buna imkan tanıyan dünyaya, hak ettiği ilgiyi, zekasıyla, yetenekleriyle ve en önemlisi sevgisiyle göstermeyi başarabilen çocukların yetişmesini görmek, buna katkıda bulunabilmek.
Eserleri
Yalnızca Sevdiğimi Söylemek İçin - Deneme (1997) .
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!