Dilâra Şiiri - Nihat Malkoç

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Nihat Malkoç
1901

ŞİİR


32

TAKİPÇİ

Dilâra

...kâinatın gözbebeğine...

Netameli bir çağda ümmetine baştın sen1
Ne yokuşlar devirip sarp dağları aştın sen!
Mazlumların gözünden akan kanlı yaştın sen!
Gönüllere taht kurmuş bir misaldin Dilârâ!
Veylin arifesinde, bir visâldin Dilârâ!

Cemâlin nur harmanı, aydan daha beyazdı
Dudağından dökülen hakikatti, niyazdı
İnkâr bataklığında kör cahiller çok azdı
Zemheri soğuğunda nevbahardın Dilârâ!
Zifiri karanlıkta bir nehârdın Dilârâ!

Mekke'de goncaydın sen, Medine'de gül oldun
Ferhatlara yalçın dağ, Mecnunlara çöl oldun
Hasretin sahrasında vaha oldun, göl oldun
Gözünü kapayınca gece olmaz Dilârâ!
Hiçbir beşer zatından yüce olmaz Dilârâ!

Sular deryaya değil, yokuşa akmaktaydı
O efsûnkâr nazarın aynayı yakmaktaydı
Çölde ayak izlerin karanfil kokmaktaydı
Mekke semalarından doğan güneş Dilârâ!
Zifirî karanlığı boğan güneş Dilârâ!

Vahşetin göklerinde insanlığın diliydin
Karanlık gecelerde yüreğin kandiliydin
Gönül coğrafyamıza esen sevda yeliydin
Aşkınla yanmayanlar neye yanar Dilârâ?
Adını anmayanlar kimi anar Dilârâ?

Sen ki Habibullah'tın, yalnız Rabbine ramdın
Gönül sofralarında ümmetine ikramdın
İnsanlığın vicdanı, yetim yürekte gamdın
Güller boynunu bükmüş, bahçe viran Dilârâ!
Tutuştu tennureler, dünya niran Dilârâ!

Rahmet iklimlerinde çoğaldı azlarımız
Karakışın ardından boy verdi yazlarımız
Güvercine yurt oldu gönül pervazlarımız
Bu yürek devletinde sultan sensin Dilârâ!
Çare bulmaz dertlere derman sensin Dilârâ!

Fitne ateşlerini söndüren nefestin sen
Çöllerin sıcağından gönüllere estin sen
Öksüzün dudağında hüzünkâr bir sestin sen
Gönül mumu aşkınla yanar durur Dilârâ!
Diller kutlu adını anar durur Dilârâ!

İnsanlık hamurunu yoğuran bir elsin sen
Ağıtlarda ayaksın, kopuzlarda telsin sen
Gönül bahçelerinde solmayan bir gülsün sen
Çağları yeniledin, çağlar aştın Dilârâ!
Nice yalçın kayalar, dağlar aştın Dilârâ!

Ümmet birlik olunca tel tel çözüldü küfür
Hakk'ın değirmeninde tuz buz ezildi küfür
Düşmedik tuzaklara, çabuk sezildi küfür
Gaflet uykularından uyandırdın Dilârâ!
İmanın boyasına boyandırdın Dilârâ!

Cennetin kapısını açan anahtarsın sen
Alnımda secde izim; iffetsin sen, arsın sen
Allah'ın sevgilisi, candan özge yarsın sen
Ahmedsin, Muhammedsin gül û reyhan Dilârâ!
Batıla kâbus oldun, Hakk’a burhan Dilârâ!

Yetmiş iki milleti bir paydada topladın
Yaradan'ın nuruyla yeri göğü kapladın
Kör yalanın bağrına hakikati sapladın
Amine'nin incisi, göz nuruydun Dilârâ!
Ahir zaman nebisi, gururuydun Dilârâ!

Yetimdir nazarımız, cemâlini özledik
Biz ki nakıs kullarız, kemâlini özledik
Bu karanlık asırda her hâlini özledik
İnsanlığın şiarı gönülde yâr Dilârâ!
Karakış ortasında yüzün bahar Dilârâ!

Gül bahçende gülünün kokusuna muhtacım
Bütün taçlar yok olsun, sen ol başımda tacım
Bir kez nazar eylesen, diner yürekte acım
Gönül köşküm tarûmar, harap oldu Dilârâ!
Gördüğüm her ne varsa serap oldu Dilârâ!

Hasretin ateşine pervane oldu gönül
Sonbahara varmadan, ne çabuk soldu gönül?
Dîdârını düşündüm, gözlerim doldu gönül
Bir kez olsun yüzüme güler misin Dilârâ!
Kanlı gözyaşlarımı siler misin Dilârâ!

Hicran kocattı bizi, ihtiyarız ey Resul!
Sükûtun çığlığını biz duyarız ey Resul!
Ümmetinden olmakla bahtiyarız ey Resul!
Sancağının altında topla bizi Dilârâ!
Sevginle dolsun kalpler, kapla bizi Dilârâ!

İzinden ayrılmaktır çağımızın sorunu
Küfür kasırga olsa, söndüremez nurunu
Bu kandil hep yanacak, böyle bilsinler bunu
Gönül kapılarını açar mısın Dilârâ?
Âleme lâl ü mercan saçar mısın Dilârâ?

Gül kokulu nebisin, gülden daha güzelsin
Sonsuzluğu kuşanmış, hem ebet hem ezelsin
Çınarın köküsün sen, kim demiş ki gazelsin?
Mecûsî'nin bin yıllık nâr'ı sönsün Dilârâ!
Mekke ufuklarından doğan günsün Dilârâ!

Yürekten selâm olsun adını ananlara
Hangi su kâr eder ki tutuşup yananlara?
Ne mutlu, bıraktığın mirasa konanlara
Tutuşturduğun çıra sönmeyecek Dilârâ!
Yolundan yürüyenler dönmeyecek Dilârâ!

Sen gelmeden insanlık kor ateşlerde yandı
Kâinat uykusundan doğumunla uyandı
İzinden giden kullar hakikate dayandı
Âlem boş bir fanusken sen hep vardın Dilârâ!
Kanayan yaraları çabuk sardın Dilârâ!

Sen göçtün ya âlemden, dünya bize dar şimdi
Güller boynunu bükmüş, yüreğimiz hâr şimdi
Bağrımızda sönmeyen bir kor ateş var şimdi
Hasretin çırasını yaktın gittin Dilârâ!
Sonsuzluğun kalbine aktın gittin Dilârâ!

İntizarın közünde nâlân oldum Efendim!
Veysel Karanî gibi giryan oldum Efendim!
Hakikat davasında kurban oldum Efendim!
Özgürlük ve kurtuluş önderisin Dilârâ!
İslâm'ın bayrağının gönderisin Dilârâ!

Sen ki gönül göğümde dalgalanan bir hilâl!
Kifayetsiz sözlerle seni anlatmak muhâl
Beyhûde bir gayrettir, hayali zorlar bu hâl
Çağların göbeğine mühür vurdun Dilârâ!
Tarûmar gönüllere saray kurdun Dilârâ!

Gittiğin günden beri hasret kaldı çağ sana
Yolunu gözler Hira, kucak açar dağ sana
En güzel gülü saklar; bahçe sana, bağ sana
O uzak iklimlerden döner misin Dilârâ?
Nur Dağı'ndan heybetle iner misin Dilârâ?

Nihat Malkoç
Kayıt Tarihi : 2.11.2026 21:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!