Eğildim
Ama
Devrilmedim, köklerimle uzandığım toprağa
Ah ki cümle çiçeklerimi sarf ettim
Bir cemre dahi düşmüyorken gözlerinden payıma
Elveda!
Böyle mermi gibi dik
Denizler kadar nemli
Elveda
Gözlerimden silindi hatıralar bir bir
Mavzer çığlığında bir nigah, duran göğsümde
Bulamazlar ki dünyada yok merhemi
Feda edildim
Mor halkalarında gözlerinin, bir haziran terkinde gözlerime son defa bak
Gerildim
Çehrenin dört tarafında başım ayaklarım ve ellerim
Çarmıhında bu kara sevdamın İsa değil gerilen, benim
Eğildim
Fakat, kan bütün tazeliğiyle dişlerimde mahfuz
Bir karanlık akşam, şakaklarımın gölgesinde
Hayır, bu sen değilsin sevdiğim
Ya Rabb!
Bir hasret bu yükseliyor kirpiklerimden ufka
Payıma düşen bu iftirakın kanlı sabahında
Hayır; vaveyla bu dudaklarımdaki fecr, şiir değil
Beni boğdurma,
Kâh şahikasında dağların kâh dibinde en yabancı acıların
Bir an tutulsun en nefrin nigahında bakışlarım
Beni susturma
Dudaklarından çıkan bütün kelimelerle ruberu çarpışsın dudaklarım
Karıştığında en paslı kılıçlar dem ve damarlarıma
Kaçırdığımda en çocukça heveslerimi
Islattığında kirpiklerimi en tuzlu gözyaşlarım
Dişlerime hapsolmuş ismin dudaklarımdan firar mı etmeli?
Bana tanıdık bir sıcaklık ver sinenin yangınlarından
Bir kelime çıkar ki kalbinin en ücra köşelerinden oraya çekileyim
Bir kelime büyüt ki kaburgalarımda, yaşadığımı bileyim
Böyle olmuyor
Sekiz asırdır sevdanın darağacında bekliyor boynumda bir ip
Boynumdaki ip çürüdü
Fermanımı bekliyor bağrımda mecmu yirmibeş kemik
Gözlerim yaşlarının hararetinde kırk dereceydi
Kirpiklerin vardı kaburgalarıma bilenen
Kirpiklerin, bazen kardan ince
Bazen göğsümü mesken eylemiş kanlı birer hançer
Sen bir tek kelam dahi etmeden
Nasıl da sevda nigahları ekip kan biçtin gözlerimden
İşte; ellerin kadar uzak bir memleketteyim
Kenan çöllerinde
Hasretin kadar derin susuz bir kuyu içindeyim
Elemin de bana kalsın en bitmeyen çaresizliğin de
Sen nemli kirpiklerini, sırtımdaki ellerini, kaşlarının arasındaki ateş çukurunu, kuş uçmayan mavi eteklerini, kanları dudaklarımı gam diyarı eyleyen dişlerini, çamur tutmuş paçalarını ve dahi bir uykusuz sabahında eylülün, mor halkaları büyüten nemli gözlerini toplayıp git beni kendinde tek zerrem ile dahi unutmayarak
Yazmak kahreden hislerimi, yazmak bitirmiyor en acemi sevmeklerimi
Ben hâlâ yabancısıyım bilir misin sinemdeki darağacında duran elif’in
Halbuki elif uçurumdaki ayaklarımdı, kirpiklerimdeki korku, henüz hararetli bir hançer izi kaburgalarımda
Eğilmedim
Eğilmedim, paramparça oldum kuşları davet eden haziranın bilmediğim bir akşamında…
[ 11.21.24 || 17 Aralık 2025* Çarşamba || Saü ]
Behzat Atıf SakaryaKayıt Tarihi : 8.2.2026 17:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!