birgün yayınlarda gezinirken denk geldin bana
öyle bir hoşgeldin dedinki çıkıp çıkıp giresim geldi
o güzel sesin beni etkisi altına aldı ve orda kaldım sonra gülüşünü gördüm ve dedim ki Allahım bunun gülüşü buysa Cennet nasıl acaba bazı insanlar gittiği yeri bazı insanlar ise terk ettiği yeri mutlu eder sen ise olduğun her yeri mutlu ediyorsun etrafındaki herkesi güldürüyorsun annem beni tembihlemişti yüreğini sıkı tut insanlar soğuk üşürsün ama sen her güldüğünde alev alev yanıyordu yüreğim neydin sen cenneteki en güzel melek mi yoksa hayatımın en güzel parçası mı ismini öğrendim sonra DEVA imiş biliyordum zaten gülüdüğünde dertlerime deva olmasından bilmiştim onu anlamıştım zaten dertlerimi bir gülüşü ile unutturan başka kim olabilirdiki benim kelime hazinem çok geniştir derdim hep ama seni görünce bir kelimene bile yetemedim DEVAAA
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta