Yazmak, sözlerin arkasına sığınmış bir mekan. Yazarken kendimi yitiriyor, kelimelerin manasında kayboluyorum. Sonra kurduğum her cümlede yeniden kendimi buluyorum.
Aslında öyle matah bir hayatın başrolünde değilim. Bir zamanım var bir de kelimelerim.
İşte buyum, bu kadarım...
Müjganların mahbubum
Müjganların aşk oku gibi saplanır yüreğime
Her birinin açtığı yara güzellik katar bedenime
Gel gör
Gel gör yanışımı
Kor oluşumu
Yazamıyorum, beceremiyorum işte...
Dökemiyorum içimdekileri pırıl pırıl bir deftere
Kan kusuyor sözcüklerim
Kalem, bıçak gibi kesiyor parmaklarımı
Gözlerimden yeryüzüne yağmur yağıyor
Solgun bir yüzüm var fazlasıyla da hüznüm
Hayallerle dolu gündüzü gece biriyim
Bahçeyi gözlemleyen minik bir saksı çiçeğiyim
Adım atıyorum ilerleyemiyorum
Koşuyorum, yetişemiyorum.
Aydınlığına çıkan yollar canımı yaka yaka yürümüştüm ben sana
Senden bile sana sığınıyordum
Apansız uçsuz bucaksız kuytu karanlıkta
Tutsaklıksın sen, senden gidemiyorum
Ufalanan yüreğimi yeniden birleştirerek
Bir gecenin yorgun bedenine yaslandım
Gökyüzü bütün yalnızlığı ile zifiriydi
Usulca bedenindeki solmuşlukları topladım
Bir yıldız kayıp gitti ellerimden
Zaman ruhumda taşıyormuşçasına ağır
Soysuz bir serzeniş
Kökleri yüreğimin derinliğinde
Limana yaklaşmış gemi
Mardin'de deniz yok ki?
Savaşırken eksildim
Uzat bana ellerini
önce gözlerime dokun gözlerinle
sonra gözlerini ayırmadan yüreğime dokun
Olduğun yere, dolduğun yere dokun.
Belki kokularımız karışır bir defterin sayfalarında
Hüzün yerini huzura bırakır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!