Denize Kavuşan Nehir

Ümit Yaşar Oğuzcan
299

ŞİİR


486

TAKİPÇİ

Denize Kavuşan Nehir

Sen üzerinde nice şafakların söktüğü
Sevgi denizlerime akan büyük nehir
Sen biraz ışık, biraz tılsım, biraz büyü
Sen yıllardır yazıp bitiremediğim şiir

Durmadan bir gül açar ellerinde pembe
Sen nefes alışı en bakir güzelliğin
Gözlerin midir parlayan gökyüzünde
Bir g
..........
..........

Ümit Yaşar Oğuzcan
Kayıt Tarihi : 28.1.2002 05:23:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Mine Gültepe
    Mine Gültepe

    DENİZE KAVUŞAN NEHİR


    Sen üzerinde nice şafakların söktüğü
    Sevgi denizlerine akan büyük nehir.
    Sen biraz ışık, biraz tılsım, biraz büyü
    Sen yıllardır yazıp bitiremediğim şiir.

    Durmadan bir gül açar ellerinde pembe
    Sen nefes alışı en bakir güzelliğin.
    Gözlerin midir parlayan gökyüzünde
    Bir güneş doğarcasına geceleyin?

    Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
    Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri.
    En karanlıklarda bile uzanır bir el
    Kendiliğinden açar sabaha perdeleri.

    Sen varsan dallarda kuşlar memnun
    Tüm çiçeklerin rengi değişik, kokusu başka
    Öylesine gerçek ki var olduğun
    Çarpar güzelliğin kıyılarıma dalga dalga.

    Tutsam ellerini içim ürperir hazdan
    Başım döner gözlerin gözlerime değse.
    Kalan tek hatıradır gülüşün bir yazdan
    Yokluğun da odur senin, ölmek neyse.

    Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü
    Her zaman en güzel, her yerde eşsiz
    Sen yaprak, sen köpük, sen kuştüyü
    Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz.


    Ümit Yaşar Oğuzcan



    Sen üzerinde nice şafakların söktüğü
    Sevgi denizlerine akan büyük nehir.
    Sen biraz ışık, biraz tılsım, biraz büyü
    Sen yıllardır yazıp bitiremediğim şiir.

    ___Seslenişle başlayan dizeler oldukça içsel tanımlamalardan geçerek bize doğru adresin şiir olduğunu gösteriyor. Yine de bana göre bunun bir yanılsama olabileceğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Diğer taraftan üsluptaki yalın dil, usta kalemdeki özgünlüğün adeta bir kanıtıdır ki bu özelliğini çok şiirinde görmek mümkün. O'ndaki yüceltme duygusu ise bu şiirle birlikte hemen hemen yaşamın tüm alanına yansımış gözüküyor. Çünkü bir şairin şiire bu denli değer vermesi, o’nun yaşamla kurduğu sıkı köprünün de habercisidir. İşte bu yüzden Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirdeki tanımı neredeyse 'umut'la özdeşleşmiştir.

    Düşünelim... Kim bilir belki de şiir sanatı sadece insanın duygu ve düşüncesini ifade yöntemi değildir. Bir şiir işçisinin bunca yaşadığı kişisel ve toplumsal acılara rağmen hala ayakta kalabilmesinin nedeni 'şiir' olabilir mi? Ben şahsen şiirde bu boyutun da ele alınıp, üzerinde fikir alışverişi yapılması gerektiğini düşünürüm ki herşeyden önce şair kimliğine sahip insanların bu detayı es geçmemesini de önemli görürüm. Çünkü şiirin sadece belirli kalıplar veya kuramlar üzerinden değerlendirilmesi bana
    göre eksik bir eylemdir. Kaldı ki irdelemenin asıl amacı da şiirdeki gizemin ne denli doğru ifade edildiğinin yanısıra topluma kazanıp getirip getirmediğiyle yakından ilgilidir.

    Yeniden şiire dönersek ; kalemin (görünürdeki) şiir’e olan seslenişi bitmeyecek gibi gözüküyor. Öyle ki “ışık, tılsım, büyü” kelimeleriyle bu tespitimiz neredeyse doğrulanmış gibi durmaktadır. Ayrıca kelime kurgusundaki akıcılık sayesinde dizeler bariz bir ahenk kazanmıştır.



    Durmadan bir gül açar ellerinde pembe
    Sen nefes alışı en bakir güzelliğin.
    Gözlerin midir parlayan gökyüzünde
    Bir güneş doğarcasına geceleyin?

    Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
    Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri.
    En karanlıklarda bile uzanır bir el
    Kendiliğinden açar sabaha perdeleri.


    ___Gelişme bölümüne indiğimizde tanımlamalar eşliğinde sürüp giden bu sesleniş bu kez daha çok insanı kendine muhattap almıştır. Eller, gözler, nefes veya bakir güzellik ifadeleriyle şairimiz muhatabına artık soluk aldırmaya bile başlamıştır. Kişisel hayranlığını oldukça sade imge ve betimlemeleri kullanarak sunar.

    Ayrıca bu bölümde umut ve özlem duygusu çok daha ön plana çıkarılmıştır. Ve elbette bu kadar yaşamsal bir enerjiye sahip olmasının nedeni ; şiir, sevgili, yaşam ya da sadece mevsim adı her neyse şairimizin o'na hissettiği sevgidir.



    Sen varsan dallarda kuşlar memnun
    Tüm çiçeklerin rengi değişik, kokusu başka
    Öylesine gerçek ki var olduğun
    Çarpar güzelliğin kıyılarıma dalga dalga.

    Tutsam ellerini içim ürperir hazdan
    Başım döner gözlerin gözlerime değse.
    Kalan tek hatıradır gülüşün bir yazdan
    Yokluğun da odur senin, ölmek neyse.

    ___Şiirin belkemiğini oluşturan sevgi olgusu artık belleğimize oturmuş bulunmaktadır. Bölüm itibariyle şairimiz, şimdi de varsıllığa dokunuşlar gerçekleştiriyor. Hissettiği sevgi her insanda olduğu gibi varlık unsuruyla hareketlilik göstermektedir. Usta kalem, nesneleri anlamlaştırarak insan psikolojisinin bu anlamda kazandığı içsel gücü vurguluyor. Bu tutumuyla aynı zamanda vurgulamanın ötesine geçerek, toplumun farklı kesimlerini de kucakladığı aşikardır. Doğal olarak karşıt ögesi olan yokluğa da dem vurmayı ihmal etmez ve onu bilindik somut anlamıyla kavuşturur.

    Dikkatimizden kaçmayan bir nokta da şairimizin anlatımda çok da fazla imge sağanağına kapılmadan sadeliğe tutunma ilkesini sürdürmesidir.

    Şiirde yalın dil üslubuna sadık kalarak dinamikliği sağlamak aslında çok da kolay değildir. Çünkü yalınlık sizi her an monotonlukla karşı karşıya bırakabilir. Yaşamın kendisi de böyle değil midir dostlar? Bazen her şey çok sade ve yolunda ilerlerken kişi gelecekte kendisini çok da farklı şeylerin beklemediği düşüncesine kapılır ve bu durum doğal olarak o’nu “eylemsellik”ten uzaklaştırır. İşte şiirde sadeliğin taşıdığı önemli risklerden biri de budur ki edebiyatımızın bu değerli isminden dinamizm unsuruna dair çok şey öğrenebileceğimize inanıyorum.



    Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü
    Her zaman en güzel, her yerde eşsiz
    Sen yaprak, sen köpük, sen kuştüyü
    Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz.

    ___Finale ulaşmışken sıkça yaptığım şeyi bu kez de tekrarlayarak şiiri yeniden okumaya yöneliyorum.
    Dolayısıyla elde ettiğim başka bir tespiti paylaşmadan geçemeyeceğim ki şiirdeki akıcılığın, dizelere ve bölümlere hakim olan bütünsellikten kaynaklanmış olması önemlidir. Asıl tespitim ise kalemin temadan asla uzaklaşmaması gerçeğidir.

    Finali değerlendirmeye kalktığımda ise ; şairimizin dünyasında aşk’ın yerini çok net görüyoruz ki o’na göre aşk denizdir ve onun enginliği tıpkı sevgilinin varlığı ya da şiir gönüllülüğü kadar değerlidir. Çünkü aşk ona önemli kazanımlar getirmiştir ve her ne kadar o’ndan aldıkları olsa da kalem kendini aşk’a karşı sorumlu hissetmektedir. Hatta belki de o’ndaki bu duygunun tam karşılığı sorumluluk da olmayabilir çünkü içselinde önemli oranda yer tutan “sevgi” olgusu, doğal olarak kaleme kendiliğinden bir akış süreci kazandırmıştır.

    Nehirler çoğunlukla denize dökülürler insandaki sevgi duygusu da onu çoğullaşmaya taşır. Karanlıkta uzanan el imgesi, dostluğun ta kendisidir ve dostluk kişinin yaşamsal varlığında çoğunlukla itici güç görevi görür.

    Dolayısıyla usta kalem aşk’ta dostluğun önemine de dikkat çekmiştir. Varlık ne kadar gerçekse doğa da gerçek güzelliğini bir o kadar görselimize taşır. Ve yokluk her zaman acıdır ama aynı zamanda öğreticidir. Çünkü ölüm olmazsa yaşamın değeri kısır kalır ve anlamını yitirir. Demek ki bu deniz sadece bildiğimiz deniz değildir, o aynı zamanda bir şairin ruhunda çok rahat başka anlamlara da kavuşabilir.

    Sonuç olarak yaşamda her şey karşıtıyla birlikte güzeldir çünkü karşıtlıklar zaman zaman tüm evreni kayıplara uğratsa da eninde sonunda “denge” olgusuyla tanıştırır. Böylece yaşam adeta bir nehir tadında olması gereken yere yani kendine akmaya devam eder. Aşk, ölüm, umutsuzluk, sevinç, özlem ve keder onun sadece meşaleleridir ki bazen yanar bazen de söner.

    Önemli olan ; insanın yaşama nasıl, nereden ve ne amaçla baktığıdır. Ve evet yine şairimize göre yaşam yazdıkça bitmeyecek bir şiirin yani aşk’ın
    ta kendisi gibidir.


    Şiirin umutlu sesine derin sevgi ve saygımla,

TÜM YORUMLAR (1)