Kapatın ışıkları, durdurun her şeyi!
Bitsin bu uğultu.
Yalnızsak yalnızlığımızı bilelim.
Atın demiri gitsin karanlığın bağrından derinlere
Sonsuza kadar orada kalacak değil ya!
Elbet bir gün benim limanlarıma da uğrayacağız.
Kadehinden bir yudum daha aldı, ağzı doldu,. Çenesinden , kıvır kıvır sakallarından damlalar süzüldü , akıp gitti.
Gözleri derine daha derine daldı. Kulaklarında aynı sözcükler çınladı durdu.
Ne kadar içerse içsin aynı dünyaya uyanacaktı sabah olunca.
Göz bebekleri büyüdü, kaşları çatıldı.
Nefesiyle çıkardığı dumanla karanlıkta uzaklaştı.
Uzaklaştıkça küçüldü..
Gözlerim kan çanağı
İliklerime kadar ayrılığa battım şimdi
Tükeniyor can tükeniyor kan ve zaman
Mecalim de kalmadı artık
Elinden tutup gitme diyemem şimdi
On dakika bir ömür gibi geldi şimdi.
Nasırlı elleriyle duvardaki saati düzeltip tekrar baktı.
Dayanılmaz bir sızı yüreğinde..
Alışamamıştı hiç yokluğuna. On dakika diye mırıldandı.
Kasvet kokan ketum bir Eylül akşamı.
İlk günkü gibiydi yokluğu, hala soğuk, acıtıyordu.
Dert etmem, bunu da dişlerimi sıkar unuturum
Düşünmem o kadar derin, gözlerimi kısar unuturum.
Sen bırak beni, kanayan yaramı kuruturum.
Acı verse de gün gün yüreğimi soğuturum.
Savaşmak için bile yok bir yolum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!