Pınar ıslağı bir yol kenarında buldum seni
Suskun, alımlı
Dönüyordun kendi ekseninde
Kovalıyordu düşüncelerini gözlerin
Yakaladım bir anlık onları
Yansımasını çektim zihnime
Duydum dolmuş vakti
Yapışmış olan kanatların çözülüyormuş
Altlarına işliyormuş hava
Ayrılıyormuş bir bir
Sevindim
Sen de bilmelisin
Başım dönüyor nedir yine bu sarhoşluk
Umut kişide böyle etki yapar mıymış
Gözlerimin dolması değil sanmayın hüzünden
Acısı çıkmış kahve misali çıkıyor tenimden
Havalar mı ılıdı yoksa kalbim mi pamuktan
Bir mısra gibi oynuyor kendime ettiğim hüsnüzan
Bulut yüzünün altında buldum kendimi
Yağmurun yağarken
Dallarım dokundu damlalarına
Yeşil kanatlarım çıktı
İlk defa gördüm böylesi bir peri
Yanından uzaklaşmak namümkün
Nar kızılı gecenin koynundan akıyorum sabaha
Duman gri, sessiz sema
Kağıtlar olmuş güne yaprak
Çeviriyorum bir bir parmak ıslatarak
İşlenmiş zamanıma denk geldin
Ham değilim ki artık
Krem rengi dağda bir nazlı koza varmış
İçinde sır, dışı yaldız kaplanmış
Altın suyuna batırıp çıkarmışlar da
“Ben açılmam” demiş bu fani dünyaya
İpliğinin ucunu bulmuş, makaraya sarmışlar
Dünyaya dolamışlar, kıramamışlar inadını
Bir deli kumral oynuyor içimle
Serseme çevirdi,
Karıştırdı ne varsa...
Ne yana baksam gözümü bir gülüş boyuyor
Ela bir ocak kavuruyor yetişkinliğimi
Varıyorum sonunda, hep aynı pencere önü...
Ansızın vurdun kalbime,
Neden?
Kafası esmeli sana, haberin olsun
Nasıl durabilirmiş şimdi
Nar tadın değmiş diline bir kere
Tatlı, kekremsi
Karlar yağar ayaklarımın ucuna
Yalnızlığım kadar narindir taneler
Ne sen beni taşı sonraya
Ne de ben her baktığımda bulayım seni
İndir perdeleri zamandan gayrı
Korkuları bastırsın yak tütsüleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!